|

Giriş
Din ahlakından uzak toplumlarda, kişilerin eksikliklerini araştırmak,
kusurlarını ortaya çıkarmaya çalışmak çok yaygın bir davranış şeklidir.
İnsanların bu yola yönelmelerinin altında yatan sebep ise dünyaya
yönelik hırsları ve üstün olma arzularıdır. Bu insanlar karşılarındaki
kişilerin hatalarını ortaya çıkarmalarının kendilerine bir üstünlük
getireceğine inanırlar. Bunun için sıkça başvurdukları yöntemlerden
biri de alaycılıktır. İnsanların kusurlarıyla, acizlikleriyle ya
da hatalarıyla alay ettiklerinde, kendi kusurlarının örtüleceğini
düşünürler. Bu yüzden cahiliye toplumlarında alay, yaşamın her anında
rastlanabilen bir ahlak bozukluğudur. Kuran ahlakına sahip olmayan
bu insanlar, sürekli olarak başkalarının alay edebilecekleri yönlerini
araştırırlarken, bir yandan da kendileri alaya alınma ihtimalinin
tedirginliğini yaşarlar. Dolayısıyla gösterdikleri bu alaycı tavırlarla
birbirlerini adeta bir "zulüm ortamı" içinde yaşatırlar.
Ancak buraya kadar bahsettiğimiz, cahiliyenin alaycı karakterinin
yalnızca bir yönüdür. Aslında bu insanlar, özellikle doğruluğunu
kabul etmek istemedikleri bir fikirle karşılaştıklarında bu yönteme
başvururlar.
İşte inkarcıların dine yönelik tavırlarında da bu etki görülür.
İnsanlar, tarih boyunca Allah'ın elçileri ve kitapları vasıtasıyla
kendilerini davet ettiği doğru yola uymakta direnmişlerdir. Birçoğu
şeytanın yolunu izlemiş, Allah'ın dinini ve hesap gününü inkar etmişlerdir.
Kuşkusuz bu akılsızca tavrın temelinde içlerindeki büyüklenme arzusu
yatar. İnkarcıların bu durumu Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların
kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır.
(Nahl Suresi, 22)
Allah'a ve ahirete iman etmeyen bu insanlar, kendilerine hak din
anlatıldığında, yanlış bir yolda oldukları ve bu yoldan ayrılmazlarsa
sonsuz bir cehennem hayatı ile karşılaşacakları haber verildiğinde
bunu kabul etmemişlerdir. Kendilerinin doğru yolda olduğunu ispatlamak
için de din ahlakı ile ve bu ahlakı yaşayanlarla alay etmeye yeltenmişlerdir.
Bu yolla kendileri için "karşıt" bir fikir olan Kuran ahlakını ortadan
kaldırabileceklerini zannetmişlerdir.
Kuşkusuz inkarcılar büyük bir yanılgı içindedirler. Gösterdikleri
sözlü ya da fiili çabalar da hiçbir şekilde sonuca ulaşmayacaktır.
Zira Allah Kuran'da hak dinin her zaman üstün olduğunu ve inkarcıların
çabasının boşa çıkacağını şöyle müjdelemiştir:
… Ancak kafirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta
olandan başkası değildir. (Mümin Suresi, 25)
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar.
Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını
istemiyor. Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere
üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.
(Tevbe Suresi, 32-33)
Geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de, inkar ettikleri veya
kavrama kabiliyetine sahip olmadıkları gerçeklere karşı alaycı tavır
gösteren kişiler olacaktır. Ancak bu kişilerin karşılaşacakları
son, Allah'ın ayetlerinde bildirdiği gibi yaptıkları "maskaralık"
sebebiyle çok acı olacaktır:
Andolsun, senden önceki elçiler de alaya alındı
da alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre
kuşatıverdi. (Enam Suresi, 10)
Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat
alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir. Kendilerinden önce
nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz, sizi yerleşik
kılmadığımız bir biçimde onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle)
yerleşik kıldık; gökten üzerlerine sağanak (bol yağmurlar) yağdırdık,
nehirleri de altlarından akar yaptık. Ama günahları nedeniyle biz
onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip)
var ettik. (Enam Suresi, 5-6)
Ayrıca bu insanlar şunu da bilmelidirler: Müminlere gösterdikleri
alaycı davranışlarla, dine yönelik iğneleyici ve iftira dolu sözlerle
kendilerini sonsuz bir azaba sürüklemektedirler. Bunun yanısıra
attıkları iftiralar ve alaycı sözler, bunlara maruz kalan insanların
ahiretteki derecelerini yükseltmektedir. İşte bu, Kuran'da haber
verilen önemli bir sırdır:
İnkar edenlere dünya hayatı çekici kılındı (süslendi).
Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sakınanlar,
kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık
verir. (Bakara Suresi, 212)
Kuran'da bildirildiği gibi inkarcı karakter gösteren insanlar,
çağlar boyunca hemen her dönemde aynı ahlaksız tavrı göstermişlerdir.
Hatta aynı sözleri söylemiş, aynı örnekleri vermiş, aynı davranışlarda
bulunmuşlardır. Alaycılık da bu davranışlardan biridir. Kuran ahlakını
yaşamayan insanların gösterdikleri bu ortak tavır Allah'ın değişmez
bir kanunudur. Dolayısıyla böyle davranışlarla karşılaşan bir mümin
Kuran'da sözü edilen bir gerçeği yaşamaktan dolayı şevklenir. Bunun
mümin olmanın bir göstergesi olduğunu bildiği için, karşılaştığı
durumdan büyük bir şeref duyar. Bu davranışlara sabır gösterdiği
için ahirette alacağı karşılığı bilmek ise coşkusunu daha da artırır.
Görüldüğü gibi, din ahlakını reddeden ya da dine muhalefet eden
insanların inananlara zarar vermeleri olanak dışıdır. Bu gerçek
düşünüldüğünde, kendileriyle alay edilmesinin müminler için büyük
bir şeref olduğu daha da iyi anlaşılır. Allah Kuran'da,
"… sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta
olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer
sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir" (Al-i İmran
Suresi, 186) şeklinde haber vermiştir. Ve ahirette küçük
düşenlerin de müminlerle alay edenler olacağını müjdelemiştir. Ayetlerde
şöyle buyrulmaktadır:
De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana
uğrayacak olanları size haber vereyim mi?" "Onların, dünya hayatındaki
bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta
sanıyorlar." İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı
inkar edenlerdir. Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır,
kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız. İşte, inkar etmeleri,
ayetlerimi ve elçilerimi alay konusu edinmelerinden dolayı onların
cezası cehennemdir. İman edip salih amellerde bulunanlar... Firdevs
cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.' Onda ebedi olarak
kalıcıdırlar, ondan ayrılmak istemezler. (Kehf Suresi, 103-108)
İşte elinizdeki kitapta bu gerçekler anlatılmakta, inkarcıların
alay etmek isterken içine düştükleri tuzak açıklanmaktadır. Ayrıca
alaycılık kavramı alışılmışın dışında, çok farklı yönlerden ele
alınmakta ve tamamen Kuran ayetlerine göre açıklanmaktadır.

|