|

Hayırları Görebilmenin Yolu
HER OLAYI, HER DETAYI YARATANIN ALLAH OLDUĞUNU
BİLMEK...
İnsanların büyük bir bölümü olumlu olarak değerlendirdikleri olaylarla
mutlu olurken, olumsuz ya da ters gidiyor gibi görünen olaylarla
birlikte de hüzne kapılırlar. Oysa ki iman eden insanlar için böyle
bir sıkıntıya düşmek son derece yersizdir. Allah, Kuran'da her olayı
salih kullarının hayrına yarattığını müjdelemiş, onlar için hiçbir
zaman hüzün ve sıkıntı olamayacağını haber vermiştir.
Kuran'da anlatılan bu gerçeği kalbine sindiren bir insan, dünya
hayatında her ne olayla karşılaşırsa karşılaşsın, durumundan hoşnut
olmayı ve bu olayın ardında gizlenen güzellikleri ve hikmetleri
görebilmeyi başarır.
İnsanların büyük çoğunluğu ise yıllar yılı içerisinde yaşadıkları
bu dünyanın neden ve nasıl var olduğunu hiç düşünmeden hayatlarını
sürdürmeyi yeğlerler. Elbetteki vicdanen karşılarına çıkan harikalıkların
ve mükemmel düzenin bir yaratıcısı olduğunun farkındadırlar. Ancak
dünya hayatına olan sevgilerinden ya da karşı karşıya gelecekleri
gerçekleri kabullenmek istemeyişlerinden dolayı Allah'ın varlığını
düşünmekten kaçarlar. Günlük hayatta karşılaştıkları olayların Allah
tarafından bir plan ve bir hikmet doğrultusunda yaratıldığını görmezlikten
gelir, bunları şans ya da tesadüf gibi hayali kavramlarla açıklamaya
çalışırlar. Bu da onların olaylara hayır gözüyle bakmalarını, yaşadıklarından
hikmetli sonuçlar çıkarabilmelerini engeller.
Kimileri de Allah'ın varlığını bilir, tüm evreni ve insanı yaratanın
Allah olduğunu idrak ederler. Yağmuru yağdıranın, şimşeği çaktıranın
ya da güneşi doğduranın Allah olduğunu bilirler. Aksi bir düşünceye
asla ihtimal dahi vermezler. Ancak günlük hayatta karşılarına çıkan
olayların ya da küçük gibi görünen detayların Allah'tan bağımsız
olarak geliştiğini sanırlar. Oysa ki evlerine giren bir hırsızı,
ayaklarına takılan bir taşı, yağan bir yağmuru, ürün veren ya da
çoraklaşan bir araziyi, rast giden ya da zarara uğrayan bir işi,
unutulup yanan bir yemeği de yaratan hep Allah'tır. Bu konuda insanın
düşünce ufkunu alabildiğince genişleterek tefekkür etmesi gerekir.
Çünkü hiçbir olay, hiçbir detay yoktur ki Allah'ın bilgisi dışında
var olmuş olsun. Her olay çok ince bir plan üzerine Allah tarafından
sonsuz akıl ve hikmet ile tasarlanmış ve yaratılmıştır. İnsanın
ayağına sıçrayan bir çamur damlasından tutun da, patlayan bir lastikten,
ciltte oluşan bir pürüzden, bir hastalıktan, yolunda gitmiyor gibi
görünen bir işe, yazılan bir yazıdan söylenen en ufak bir söze kadar
herşey özel bir plan üzerine Allah tarafından insanın karşısına
çıkarılmaktadır.
İnsanın gözlerini dünyaya açtığı andan itibaren karşılaştığı iyi
ya da kötü gibi görünen her olayı Allah yaratmaktadır. Yaşam bir
bütün olarak yeryüzünün tek hakimi olan Allah tarafından kontrol
edilmektedir. Allah kusursuz, mükemmel, hikmetli ve en güzel şekilde
yaratandır. Bu, Allah'ın yaratmış olduğu kaderdir; Allah'ın yarattığı
kaderdeki olaylar arasından bir kısmını ayırıp bir kenara almak
ve bunlara iyi diğerlerine ise kötü gibi bir yakıştırma yapmak mümkün
değildir. Öyleyse insana düşen bu mükemmelliği görüp takdir etmek
ve Allah'ın aklının olabilecek en kusursuz sonuçları yaratacağını
bilerek her olayı hayra yormaktır. Zira Allah'a iman eden ve imanı
ile her olayı hayır gözüyle değerlendirip, hayra yorumlayan bir
insan dünyada da ahirette de hep hayır ve güzellikle karşılaşacaktır.
Kuran'da, yukarıda söz ettiğimiz bu büyük hakikate, pek çok ayetle,
neredeyse her sayfada defalarca dikkat çekilmiştir. Bu yüzden mümin
için kader gerçeğini unutmak büyük bir hata olur. Allah'ın yarattığı
kader tektir ve aynısı ile yaşanır. Halk arasında kader dendiğinde
adeta "felakete teselli" gibi bir kavram anlaşılır. Mümin
ise kaderi en doğru şekilde kavrar ve kaderin kendisi için yapılmış
en mükemmel hayat programı olduğunu bilir.
Kader müslüman için baştan sona kusursuz hazırlanmış, hikmet ve
hayırlarla dolu bir cennet hazırlığıdır. Müminin bu dünyada karşılaştığı
her zorluk cennette sonsuza kadar alacağı zevklerin, neşenin, huzurun
kaynağıdır. "Zorlukla birlikte bir kolaylık vardır" (İnşirah
Suresi, 5) ayeti de aslında bir yönü ile bu gerçeğe işaret etmektedir.
Müminin gösterdiği bir parça sabır ve cesaret, çok güzel nimetlerle
sonsuza kadar mükafatlandırılmış halde kaderde yazılıdır.
Bir mümin gün içerisinde bazı olaylara üzülebilir, tedirginlik
hissedebilir. Ancak bu üzüntü ve tedirginliğin sebebi, karşısına
çıkan olayın kaderde olduğunu, Allah tarafından yaratıldığını unutmuş
olmasıdır. Ona, "bu olayı Allah hayırla yarattı" dense
eğer o anda gafil değilse hemen açılır ve rahatlar. Bu yüzden müslüman
an an her olayın kaderde olduğunu daima hatırlamalı ve hatırlatmalıdır.
Allah'ın sonsuz evvelden hazırladığı olaya saygı gösterip, Allah'a
tevekkül edip, hayır ve hikmetle meydana gelen olayın güzelliklerini,
hikmetlerini anlamaya çalışmalıdır. Dileyen insan için, Allah'ın
dilemesi dışında, bu gerçeği anlayamama diye bir şey yoktur. Belki
bu olaydaki sayısız hayır ve hikmetin tamamını tespit edememe olabilir;
ama eğer bir olay gerçekleşmişse bilinmelidir ki o zaten müslüman
için Allah'ın yarattığı hayır ve hikmetle birlikte gerçekleşmiştir.
CANLI CANSIZ DÜNYADAKİ HER VARLIĞIN BİR KADER
İLE YARATILDIĞINI BİLMEK...
Kaderin anlamı Allah'ın geçmişten geleceğe kadar, yaşanmış ve
yaşanacak olan tüm olayları tek bir an olarak bilmesidir. Bu, Allah'ın
her varlık ve olay üzerindeki mutlak hakimiyetini ifade eder. İnsanlar
yaşamlarındaki olayları ancak yaşadıkları zaman öğrenebilirler.
Ama Allah tüm bunları, insanlar henüz karşılaşmadan önce de bilendir.
Allah için geçmiş, şu an ve gelecek zaman birdir. Hepsi de Allah'ın
ilmi ve kuşatması altındadır. Çünkü bunların hepsini yaratan O'dur.
"Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile
yarattık."(Kamer Suresi, 49) ayetiyle de bildirildiği
gibi dünyadaki her varlığın bir kaderi vardır. İnsanların büyük
çoğunluğu kaderin işleyişindeki mükemmelliği ve bu düzenin ardında
Allah'ın sonsuz gücünün olduğunu düşünmezler. Bazıları da kaderi
sadece insanları ilgilendiren bir konu olarak sınırlandırırlar.
Oysa evinizdeki eşyadan yolda gördüğünüz bir taş parçasına, kuru
bir ota ya da meyva veren bir daldan tutun da bakkalda rafta duran
kavanoza kadar evrendeki canlı cansız tüm varlıkların Allah katında
belirlenmiş bir kaderleri vardır. Ve her eşya ya da her canlı varlık
için yaratılan kader, sonsuz akıl sahibi Allah tarafından belirlenmiştir.
İnsanın dolaylı ya da direk olarak muhatap olduğu herşey, gördüğü
her olay, duyduğu her ses tümüyle kişinin dünya hayatındaki "blok"
halindeki yaşamının bir parçasıdır. Evrende meydana gelen büyük
ya da küçük hiçbir olay asla tesadüfi olarak gelişmez. Hiçbir çiçek
tesadüfi olarak açmaz, ya da tesadüfi olarak solmaz. Ya da hiçbir
insan tesadüfen doğup, tesadüfen ölmez. Hiçbir insan yanlışlıkla
ya da kontrolsüz olarak hastalanmaz. Eğer bir iyilikle ya da bir
kötülükle karşılaşıyorsa, bu hiçbir zaman için tesadüfi ya da şans
eseri gerçekleşmez. Her biri de insanın yaratılışı ile birlikte
Allah tarafından özel olarak belirlenmiş ve insanın hayatındaki
yerini almıştır. Allah, "Gaybın anahtarları
O'nun katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve
denizde olanların tümünü O bilir, O bilmeksizin bir yaprak dahi
düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak
üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır." (En'am Suresi,
59) ayetiyle, toprağın ya da okyanusların kilometrelerce
derinliklerinde meydana gelen olaylardan tutun da tek bir yaprak
tanesinin düşüşüne kadar evrende meydana gelen her hareketin belirlenmiş
bir kader üzerine gerçekleştiğini bildirmiştir.
Ne var ki insanların büyük çoğunluğu yaşadıkları kaderin her anının
Allah tarafından yaratıldığının bilincinde değildirler. Kimileri
nasıl yaratıldıklarını, hayatları boyunca karşılarına çıkan tüm
bu nimetlerin nasıl var olduğunu bile hiç düşünmemiştir. Kimileri
ise hayatı ve ölümü Allah'ın yarattığını ancak hayatın içerdiği
detayların tesadüfi bir biçimde geliştiğini sanırlar.
Oysa "Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde
meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan
önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek
kolaydır." (Hadid Suresi, 22) ayetiyle, karşılaşılan
her olayın her detayın Allah tarafından özel bir hikmet ve akıl
ile planlanmış olduğu bildirilmektedir.
İnsanın bu önemli gerçeği anlaması son derece önemlidir. Çünkü
dünyadaki her varlığın kaderi sonsuz akıl ve bilgi sahibi olan Allah
tarafından belirlenmektedir. Dolayısıyla her ayrıntı, olabilecek
en mükemmel şekilde planlanmakta ve olabilecek en hikmetli şekilde
yaratılmaktadır. Bu gerçeğin şuruna varan bir insan artık hayatın
her anından; olumlu görünenler kadar aksilik gibi görünen anlardan
da fazlasıyla hoşnut olacaktır. Çünkü Allah'ın salih kulları için
kaderi en güzel şekilde yarattığını bilecektir. Allah'ın güzel gördüğü
birşey için insanın olumsuz bir zanna kapılmasının büyük bir gaflet
olduğunu fark edecektir. Bu imani kavrayış, olaylara hayır gözüyle
bakmasını ve olaylardaki hayır ve hikmetleri fark etmesini sağlayacaktır.
Aksi durumda, yani insanın olumsuzluklarla karşılaştığında başına
gelen olayın Allah tarafından yaratılmadığını, bir başkasının buna
sebep olduğunu sanması ise kişinin kaderi anlayamamış olmasındandır.
Çünkü olumsuz gibi görünen her olay aslında birer "kader dersi"dir.
Mutlaka hikmet ve hayır gözüyle değerlendirmek gerekir. Büyük, orta
derecede önemli ya da önemsiz gibi görünen her olay kaderde hikmet
ve hayırla yaratılmıştır. İnsanlar sık karşılaştıkları, istemedikleri
şekilde gelişen olaylara aksilik derler. Oysaki aksilikte de hayır
ve hikmet vardır. İnsan aksi zanneder halbuki en doğrusu kaderde
o olayın o şekilde gerçekleşmesidir.
Gün içinde insanları üzen, rahatlarını kaçıran, onları kızdıran,
sıkan, aksilik, terslik olarak adlandırılan olayların hikmet ve
hayırlarını Allah bir anda toplu olarak gösterse, kişi üzülmesinin
ne kadar yanlış olduğunu hemen anlar. İman eden bir insan bu hayırlar
karşısında değil hüzünlenmek tam tersine büyük bir sevinç ve neşe
içinde olur. Bu nedenle insana düşen görev, kaderde yani Allah'ın
kusursuz yaratışının hikmetli bir detayı olan olaylarda hep hayır
ve hikmet aramak ve bu kavrayışa sahip olmanın sevincini yaşamaktır.
HAYIR GİNİ GÖRÜNEN OLAYLARDA, ŞER GİBİ GÖRÜNEN
OLAYLARDA HAYIR OLABİLECEĞİNİ BİLMEK...
Önceki satırlarda Allah'ın sonsuz akıl sahibi olduğundan ve dünya
hayatında meydana gelen her olayı özel bir plan ve kader doğrultusunda,
hayır ve hikmetle yarattığından bahsettik. Bu noktada anlaşılması
gereken bir başka konu ise Allah'ın yarattığı olayların hangisinde
hayır hangisinde şer olabileceğini asıl olarak bilecek olanın yalnızca
Allah olduğudur. Çünkü Allah sonsuz, insan ise sınırlı bir akla
sahiptir. İnsan ancak olayların dıştan görünen kısmı ile muhatap
olabilmekte ve ancak kendi anlayışı ile bu olayları değerlendirebilmektedir.
Sınırlı bilgi ve anlayışı ile kimi zaman hayır ve güzellik olan
bir olayı olumsuz, kötülük ile dolu olan bir olayı ise olumlu ve
hayırlı olarak nitelendirebilmektedir. Bu durumda doğruları görebilmek
için iman eden bir insanın yapması gereken şey, Allah'ın sonsuz
akıl ve bilgisine teslim olarak, her olaya hayır gözüyle bakmaktır.
Nitekim Allah bir ayetinde insanlara şöyle seslenmiştir:
Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için
hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir.
Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)
Allah'ın bu ayetinde bildirdiği gibi insanın kendisi için çok
hayırlı ve güzel olacağını sandığı bir olay aslında dünyada ve ahirette
hüsrana uğramasına neden olacak olabilir. Ya da zarara uğrayacağını
düşünerek kaçtığı bir olay kişiye güzellik, bereket bolluk ve huzur
getirecek olabilir. Tüm bunların gerçek bilgisi sadece ve sadece
Allah katında gizlidir. Gerek şer gerekse hayır gibi görünen tüm
olaylar Allah'ın dilemesiyle gerçekleşir. Allah kim için neyi dilerse
o olur. Kuran'da, "Allah sana bir zarar
dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve
eğer sana bir hayır isterse. O'nun bol fazlını geri çevirecek de
yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır,
esirgeyendir." (Yunus Suresi, 107) ayetiyle de bu önemli
gerçek hatırlatılmıştır.
Dolayısıyla Rabbimiz'den bize gelen her olay, hayır gibi de görünse
şer gibi de görünse aslında bizim için hayırlıdır. Daha önce söz
ettiğimiz gibi olayların sonucunu takdir edebilecek olan zaman ve
mekanla sınırlı insanlar değil, zamandan ve mekandan münezzeh olan,
zamanı, mekanı, olayları ve insanları da tek bir anda yaratmış olan
Allah'tır. (Detaylı bilgi için bkz. Zamansızlık ve Kader Gerçeği,
Harun Yahya)

|