|

Sonuç
Müminler her olayı en ince detayına kadar Allah'ın yarattığını
ve hepsinin kaderde önceden takdir edilmiş olaylar olduğunu bilerek,
büyük bir teslimiyet içerisinde yaşarlar. Elbette inananlar da yaşamları
boyunca pek çok zorluk ve çeşitli imtihanlarla karşılaşırlar. Ama
asla "keşke şöyle olsaydı", "böyle yapsaydım daha
hayırlı olurdu" gibi sözler söylemez ve böyle kuruntulara kapılmazlar.
Olayların özünde belki de hiç bilmeyecekleri bir hikmet ve hayır
olduğuna kesin olarak iman ederler. Böylece hoşlarına gitmeyen,
sıkıntılı görünen durumlarda bile son derece huzurlu bir yaşam sürerler.
Ancak bu sırrı bilmeyen inkarcılar, büyük veya küçük, kötü olarak
nitelendirdikleri her olayda müthiş bir sıkıntı yaşarlar. Yaşamlarına
çoğunlukla mutsuzluk ve ümitsizlik hakimdir. Halbuki insan, yapısı
gereği sürekli olarak huzur ve rahatlık içerisinde yaşaması gereken
bir varlıktır. Çünkü insan için, sıkıntı, stres ve hüzünün getirdiği
fiziksel ve manevi tahribatlar şiddetlidir. Allah'a dayanıp güvenmeyen
ve her olayı hayır gözüyle değerlendirmeyen insanın içine düştüğü
sıkıntı, elem, hüzün ve stres o kişiyi sarıp kuşatır. Gelecek korkusu,
ölüm korkusu, hastalık korkusu, mal kaybı korkusu gibi korkularının
hiçbir zaman sonu gelmez.
İnsanın tek kurtuluşu, tüm olayları Allah'ın mutlaka bir hayır
ve hikmet üzerine yarattığını bilerek yaşamaktır. Mümin, istisnasız
karşılaştığı her olayın Allah tarafından, bir hayır ve hikmetle
yaratıldığını bilirse, Allah'a gerçek manada tevekkül eder. Tahammülle
değil, güzel bir sabırla sabrederse kulluk görevine uygun davranmış
olur. Güvenlik, huzur ve güç sağlamak Allah'ın gücü ile oluşan bir
şeydir. Dua ve tevekkülle hep Allah'ın yanında olmak ve herşeyi
Allah'tan beklemek müminin vasfıdır.
Mümin, bu dünyada, cennetin kapısında beklerken çeşitli olaylarla
karşılaşır ve denenir. Bu olaylar sırasında Allah'ın rahmetini,
rızasını, cennetini kazandıracak güzel tavırlar içinde olan, cehennemden
sakınan, Allah'tan korkan ve hayırları gören, kendisi göremese de
her olayın hayır yönlerini Allah'ın bildiğini bilen bir varlıktır.
Mümin, zamansızlık içinde yani Allah katında cennetten dünyaya gelen
varlıktır. Kısa bir süre burada kalıp geldiği yere Allah'ın izniyle
gerçek yurdu olan cennete geri gidecektir. Bir ucu dünyada, öbür
ucu sonsuz cennet hayatı içindedir. Allah kendinden korkup sakınan
kulların kaderlerinde takdir edilmiş, muhakkak yaşanacak olan bir
olayı şöyle haber vermiştir:
Rablerinden korkup-sakınanlar da, cennete bölük
bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı
ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: "Selam üzerinizde olsun,
hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin." (Onlar
da) Dediler ki: "Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu
yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz
yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.
Melekleri de arşın etrafını çevirmişler olarak Rablerini hamd ile
tesbih ettiklerini görürsün. Aralarında hak ile hüküm verilmiştir
ve: "Alemlerin Rabbine hamdolsun" denilmiştir. (Zümer
Suresi, 73-75)
|