|

Cesaret Nasıl Kazanılır?
Cesaret, kuşkusuz toplumda oldukça beğenilen, takdir gören bir
tavırdır. İnsanlar cesur olmak, çevrelerinde cesur bilinmek isterler.
Çünkü cesur bilinen insanlar her zaman saygı ve takdir görürler.
Ama insanların çoğu cesur görünmeye çok özenmelerine rağmen gerçek
bir cesaret sergileyemezler. Elbette istedikleri halde cesur olamamalarının
ardında yatan nedenler vardır.
Nasıl ki bir insanın hayatı boyunca şefkatli, merhametli, sadık,
yumuşak başlı, boyun eğici olması için gerçek bir imana sahip olması
gerekiyorsa, her an ve her ortamda cesur olması için de iman ediyor
olması şarttır. Bu, elbette iman etmeyen birinin hiçbir şekilde
cesur olamayacağı anlamına gelmez. Onun da cesaret gösterdiği olaylar,
zamanlar olacaktır. Ama Allah'a ortaklar koşan, O'ndan başka varlıklara
güç atfeden, herşeyin Allah'ın hakimiyetinde ve kontrolünde olduğunu
fark edemeyen bir insan, bir gün korktuğu, çekindiği, cesaret gösteremediği
bir olayla mutlaka karşılaşır. Bu da onun, Allah'ın tek güç sahibi
olduğuna iman etmenin kazandırdığı mutlak bir cesarete sahip olmadığının
delili olur.
Mutlak cesarete sahip olabilmenin şartı iman etmektir. İman, herşeyin
Allah'ın kontrolünde olduğunu, O dilemedikçe hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini
bilmek, Allah'tan razı olmak ve yalnızca O'ndan korkmaktır.
Bu inanca sahip olan kişi Allah'a tevekkül eder ve doğal olarak
güçlü ve cesur olur. Hangi olayla karşılaşırsa karşılaşsın her zaman
cesurdur. Olayların şiddeti onun cesaretini kaybetmesine yol açmaz.
Herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu, Allah dilediği için gerçekleştiğini
ve Allah'ın kendisi için herşeyi hayır olarak yarattığını bilir.
Ölümle dahi karşılaşsa son derece tevekküllüdür. Çünkü mümin olarak
Allah'as kavuşacaktır.
Herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmek, Allah'ın yarattığı
kadere tam bir teslimiyetle tabi olmak kişiye güçlü bir iman ve
imanla birlikte güçlü bir şahsiyet sağlayacaktır. Bunun için Allah'a
yakın olmak, herşeyde bir hayır ve hikmet görmek, başına gelen herşeyden
razı olmak, hiçbir olayda üzüntüye ya da ümitsizliğe kapılmamak,
kainattaki herşeyin yaratıcısının Allah olduğunu, O dilemedikçe
bir yaprağın bile kıpırdamayacağını, bütün kalplere ve ruhlara O'nun
hakim olduğunu, O'ndan başka güç ve irade sahibi olmadığını bilmek
gerekir.
Dünyada meydana gelen herşeyin Allah'ın izni ve dilemesiyle gerçekleştiğini
bilen ve teslim olan insan da doğal olarak "cesur" olur. Çünkü korkacağı,
tedirginlik duyacağı, endişe edeceği hiçbir şey yoktur; herşeyi
Allah yaratmakta ve kontrol altında tutmaktadır. Allah'a yakın,
O'nu dost ve veli edinmiş bir kişinin çekineceği, korkacağı hiçbir
şey yoktur, çünkü Allah iman edenlerin koruyucusudur. Allah, müminlerin
korkacakları hiçbir şey olmadığını ayetlerinde şöyle haber vermektedir:
Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak
kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır.
Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara
Suresi, 112)
Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimi haber
veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse
işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır. (Araf
Suresi, 35)
İşte Allah'ın bu vaadini bilen müminler karşılaştıkları bütün baskı
ve zorluklara rağmen büyük bir kararlılıkla Allah'ın emrettiği ahlakı
insanlara tavsiye ederler ve baskılar onların şevklerini hiçbir
şekilde azaltmaz. Bu, doğrudan doğruya onların sahip oldukları iman
ile ilgilidir. İman etmeyen bir insanın, iftira ve baskıya uğrayacağını,
kimi zaman bütün toplum önünde haksız yere eziyetlere uğratılacağını
bile bile bir şeyde kararlılık göstermesi mümkün değildir. Bu nedenledir
ki, gerçek imana sahip olmayan kişiler karşılaştıkları en ufak zorlukta
bütün kararlılıklarını yitirir, inançlarından, prensiplerinden ve
değer yargılarından vazgeçerler.
Müslüman olduğunu söyleyen insanlar arasında samimiyetin ölçüsü
de zorluklar karşısında gösterilen kararlılıktır. Samimi bir imana
sahip olmayan kimse, peygamberlerin ve salih müminlerin daha önce
başlarına gelen zorluklara benzer zorluklarla karşılaşabileceklerini
bildiklerinden sorumluluk almak istemezler. Fakat zor zamanlarda
Kuran ahlakını tebliğ etme, insanlara iyiliği emredip kötülükten
men etme sorumluluğunu alan insanların bu tavırları son derece örnek
ve takdire şayandır. Yeryüzündeki insanların büyük bir çoğunluğu
kendi işlerine, dünyevi meşgalelerine dalmışken inkar edenlerle
Allah yolunda fikri bir mücadeleye girişmek, bunun getirdiği birtakım
zorluklara razı olmak çok değerli davranışlardır.
Ayrıca bütün bunlar gerçek bir mümin için zorluk değil, aslında
büyük bir güzelliktir. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi benzer
imtihanlar peygamberlerin de başına gelmiştir. Pek çok peygamber
iftiraya maruz kalmış, eziyete uğramış, yaralanmak ve öldürülmek
istenmiş, hatta şehit edilmiştir. Sadece Allah'ın varlığını ve birliğini
anlattıkları, savundukları için, kötü ahlaklı insanların tepkisini
çekmiş, ancak sonunda da mutlaka Allah'ın güzel vaadleri yerine
gelmiş, onlar istemese de Allah'ın emrettiği güzel ahlak insanlar
arasında yaygınlaşmıştır.
Kuran'da bildirilen gerçek cesareti kazanmanın ve yaşamanın en
önemli yollarından biri de sürekli ölümü ve hesap gününü düşünmektir.
Allah'tan korkan bir Müslüman dünya hayatının bir gün sona ereceğini,
öldükten sonra dünyada yaptıklarının hepsinin hesabını vereceğini
bilir. Cehenneme gidenlerden olmamak için Kuran'a hakkıyla uyması,
gevşeklik, korkaklık, çekingenlik göstermemesi gerektiğinin farkındadır.
Bu nedenle, Allah'ın kendisine emrettiklerini ve tavsiye ettiklerini
yerine getirmeyi bir an bile ertelemek istemez. Çünkü ölümün kendisini
ne zaman yakalayacağı belli değildir. Allah'ın emrettiği ahlakta
en üst dereceye ulaşmak için gayret eder. İnananların son derece
cesur olmalarının, Allah'ın emirlerini yerine getirmede hiçbir taviz
vermemelerinin ve son derece kararlı olmalarının en önemli nedenlerinden
biri de budur. Çekingen davrandıkları, gereği gibi kararlılık göstermedikleri
takdirde bunun hesabını ahirette veremeyeceklerini bilirler. Allah'ın
emir ve yasaklarını görmezlikten gelmenin karşılığını öldükten sonra
göreceklerinin farkındadırlar. Allah müminleri ayetlerinde şöyle
tanıtmıştır:
Onlar Allah'ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri
kesin sözü (misakı) bozmazlar. Ve onlar Allah'ın ulaştırılmasını
emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden içleri saygı ile titrer,
kötü hesaptan korkarlar. Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu)
isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık
olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü
iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu
(ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad Suresi, 20-22)
Allah, Kuran'da iman edenlere, her konuda olduğu gibi cesaret,
korku ve endişenin nasıl yenileceği konusunda da yol göstermiştir.
Cesaretin bir numaralı düşmanı olan korku ve buna bağlı olarak ortaya
çıkan endişe ve sıkıntı gibi duygular, Kuran'ın tavsiyelerine uyulduğu
takdirde, kolayca yenilebilecek hislerdir. Samimi bir imana sahip
olan her insan, Kuran'a harfi harfine uyduğu zaman dünyada karşılaşacağı
olaylar karşısındaki tepkileri de değişecektir.
|