|

Sonuç
İnsan bu dünya hayatında ancak çok kısa bir süre yaşar. Asıl yaşayacağı
yer, sonsuz ahiret hayatıdır. Sonsuz hayatta cennete layık bir kul
olabilmek için, bu dünyada Allah'ın rızasını kazanacak davranışlarda
bulunması şarttır. Allah'ın insanlardan istediği ise, Kendisine
kulluk etmeleri ve emrettiği güzel ahlakı yaşamalarıdır.
Allah yolundaki mücadelede müminlerin gösterdikleri cesaret de
Allah'ın tavsiye ettiği güzel ahlak özelliklerinden biridir. Allah'ın
emrettiği güzel ahlakın yaşanmasında ve yaşatılmasında son derece
cesur girişimlerde bulunan peygamberler ve onları izleyen müminler,
ardlarından gelecek olan Müslümanlara çok güzel bir örnek teşkil
etmişlerdir. Bugün yaşayan Müslümanların Kuran'da peygamberlerin
mücadeleleriyle ilgili kıssalardan örnek almaları gerekir.
Kuran'a uygun cesaret insana maddi manevi birçok kazanç sağlar.
Öncelikle, insan kesin bir kararlılıkla Allah'ın rızasına uygun
davranıyor olduğu için, vicdanı son derece rahat olur. Vicdanı rahat
olduğu için ise huzurlu bir hayatı olur.
Allah'ın emrettiği güzel ahlakın insanlara tebliği konusunda cesur
davranan müminler inkarcıların kurdukları tuzaklara, baskılara,
iftiralara aldırış etmeden Allah'ın emrini yerine getiren çok güçlü
imana sahip olurlar.
Şahsiyetleri bütün insanlara örnek olur. İman etmeyenler dahi müminin
bu şevkinden, heyecanından, gösterdiği cesaretten etkilenir, ona
kıskançlıkla karışık bir hayranlık duyarlar. Kısaca, müminin kararlılık
ve cesareti yeryüzündeki bütün insanlara örnek olacak niteliktedir.
Cesaret insanın Allah'ın rızasını kazanma, Kuran ahlakını insanlar
arasında yaygınlaştırma amacına daha da güçlü bağlanmasını sağlar.
Mümin, inkarcıların bütün engellemelerine rağmen tebliğ görevini
yerine getirdikçe, daha da şevklenir ve büyük bir heyecanla Kuran
ahlakını anlatmaya devam eder.
Baskı ve engellemelere rağmen güzel ahlakı yaşatmak her Müslümanın
görevidir. Aksi takdirde Allah'ın "Size ne oluyor ki, Allah yolunda
ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden
çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından
bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf
bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?" (Nisa Suresi, 75) ayetinde
belirttiği emri yerine getirmemiş olacaktır. Oysa vicdan sahibi
her mümin hem kendine hem de başkalarına yetecek imana ve manevi
güce sahiptir. Haksız yere öldürülen, baskı altına alınan, zulüm
gören, dünyada ve ahirette azaba sürüklenen insanların yaşadıkları
bir dünyada kendi çıkarlarının peşine düşmek, bu insanları görmezlikten
gelmek hiçbir mümine yakışmaz.
Bu durumda vicdan sahibi her Müslüman cesaretini
güçlendirmeli, cesaretini kıran noktalar varsa bunları iyi tespit
etmeli, Allah korkusu ve imanla takviye yapmalıdır. Çünkü bu dünya
hayatı yalnızca "ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici)
bir meta'dan başkası değildir" (Rad Suresi, 26)
Göz açıp kapayıncaya kadar geçecek olan dünyada cesur davranmamak,
Allah'ın kendisinden istediği kararlılığı göstermemek, kuşkusuz
ahirette büyük pişmanlık duyulacak bir davranış olacaktır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, Kuran ahlakını yaşama konusunda gösterilen
cesaretle ilgili gençlerimizin karşısında çok güzel örnekler vardır.
Türk Milleti tarih boyunca bu güzel cesareti, dünyaya örnek olacak
şekilde yaşamış şerefli bir tarihe sahiptir. Kararlılıklarıyla ve
güçlü karakterleriyle dört kıtaya adalet götürmüş ve her gittikleri
yerde çok büyük sevinç gösterileriyle karşılanmış bir devletin evladı
olmak çok büyük bir gurur kaynağıdır. Milletimiz geçmişte olduğu
gibi bugün de, Kuran ahlakını yaşama ve yaşatma konusunda yılmaz
bir cesaret göstermektedir. Çünkü milletimizin her bireyi, göz açıp
kapayıncaya kadar geçecek olan dünyada cesur davranmamanın ahirette
büyük pişmanlık duyulacak bir davranış olacağını bilmektedir.
Ve Allah'tan korkan, iman sahibi Türk Milleti'nin bireyleri için
böyle bir pişmanlığı kabul etmek mümkün değildir.
... Sen yücesin, bize öğrettiğinden
başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)
|