|

Kıyamet ve Hesap Gününün Mutlaka
Gerçekleşeceğini Unutmayın
Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir,
onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir.
(Hac Suresi, 7)
Şu an durup kolunuzdaki saate bir bakın, geçen her saniye sizi
Allah'ın huzuruna çıkıp hesap vereceğiniz o güne daha da yaklaştırıyor.
Üstelik size dünyada kalmanız için ne kadar süre takdir edildiğini
de bilmiyorsunuz. Fakat sizin için belirlenen o vakit muhakkak gelecek
ve büyük ihtimalle sizin hiç beklemediğiniz bir anda melekler canınızı
alacak, sonrasında ise kıyamet günü ile karşılaşacaksınız. Bir anda
dünyaya dair tüm işleriniz anlamını tamamen yitirecek, sadece takvanın
ve Allah'ın rızasını kazanmanın geçerli olduğunu kesin olarak göreceksiniz.
Öyleyse henüz fırsatınız varken; dünyaya ait ne varsa hepsinin
yok olacağı, bugüne kadar yaratılmış tüm insanların bulundukları
yerden kaldırılıp Rablerine hesap vermek için biraraya toplanacakları
kıyamet günü için hazırlık yapmayı sakın unutmayın.
Herkesin yaşadığı dünya hayatı boyunca her yaptığının, eksik hiçbir
şey bırakılmadan ortaya konulacağı o gün; iyilikte bulunanlar, yaptıkları
iyiliklerin karşılığını eksiksiz olarak bulurlarken; kötülükte bulunanlar
ise yaptıkları kötülükler ile aralarında uzak bir mesafe olmasını
isteyeceklerdir. İnsanlar yapayalnız ve tek başlarına Allah'ın huzuruna
çıkacak ve en ufak bir haksızlığa uğratılmadan insanların aralarında
hüküm verilecektir.
Sorgulama günü bu kadar hızlı yaklaşırken yapılan hatırlatmaları
uzak gördükleri için önemsemeyip, kendi heva ve hevesleri için yaşayanlar
çok büyük bir gaflettedirler. Kuran'da bu gerçek şöyle bildirilmiştir:
İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri
ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar. Rablerinden kendilerine yeni
bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.
(Enbiya Suresi, 1-2)
Siz de o büyük sorgulama gününün yaklaşarak geldiğini ve Allah'ın
huzurunda sorguya çekileceğinizi sakın unutmayın.
O gün insanın yaptığı herşey teker teker -hiç unutulmadan- eksiksiz
bir şekilde önüne getirilecektir. Allah sonsuz hafızasıyla, insanın
kendisinin bile hatırlamadığı her hareketini, her düşüncesini onun
karşısına çıkaracaktır. Nitekim Kuran'da insanların yaptığı herşeyin
yazılı olarak da tutulduğu bildirilmektedir:
Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır.
Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 52-53)
İnsan unutkandır ama Allah asla unutmaz ve yanılmaz; dünyada işlenen
kötülüklerden, sahipleri hiçbir şekilde kaçamayacaklardır. Bir kişi
bundan 10 sene önce Allah'ın hoşnut olmayacağı bir sözü söylediğini
veya aklından isyankar bir düşünce geçirdiğini hatırlamayabilir
ama hesap günü Allah o sözü de, düşünceyi de an an karşısına getirecektir:
De ki: "Sinelerinizde olanı -gizleseniz de,
açığa vursanız da- Allah bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı
da bilir. Allah, herşeye güç yetirendir." Her bir nefsin hayırdan
yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi
arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün). Allah,
sizi kendisinden sakındırır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.
(Ali İmran Suresi, 29-30)
Allah, hepsini dirilteceği gün, onlara neler yaptıklarını
haber verecektir. Allah, onları (yaptıklarıyla bir bir) saymıştır;
onlar ise O'nu unutmuşlardır. Allah, herşeye şahid olandır. (Mücadele
Suresi, 6)
Herşeyin şahidi olan, asla unutmayan ve yanılmayan Allah'ın; o
gün tüm yaptıklarınızı ve düşüncelerinizi bir bir ortaya koyacağını
sakın unutmayın.
Elbette insanın yaşamı boyunca Allah'a hesap vereceğini unutarak
yaptığı her hareket kendisine hüsran ve onulmaz bir pişmanlık getirecektir.
Kuşkusuz hiçbir unutmanın bedeli bu kadar ağır ve tehlikeli olamaz.
İnsanın sonsuz yaşantısını tehlikeye sokacak bu gerçeği siz de sakın
unutmayın. Zira bu, kulun Yaratıcısı'na karşı işlediği büyük bir
suçtur.
...Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlara, hesap
gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır. (Sad Suresi,
26)
Kuran'da insanları sakındırmak için kıyamet gününü hatırlatan
ve o zorlu günü tasvir eden çok detaylı tarifler vardır. Kıyamet
günü, tüm maddesel varlıkların bozulmaya uğrayacakları, yok olacakları
bir gündür. Allah'ın bildirdiğine göre, "O
gün, zorlu bir gündür; kafirler içinse hiç kolay değildir."
(Müddessir Suresi, 9-10) Sur'a ilk üfürülüş ile kıyamet anı
başlar.
En ufak bir depremle bile sokakta sabahlayan insanlar, o gün sarsılmaz
dağların paramparça olacağı şiddette sarsıntılarla karşılaşacaklardır.
Allah o günü Kamer Suresi'nin 6. Ayetinde
"O çağırıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı
gün..." diye tarif eder. O gün; her yeri ve herşeyi
kaplayan, benzeri ne görülmüş ne de duyulmuş bir dehşet yaşanacaktır.
Denizler tutuşturulacak (Tekvir Suresi, 6), gökyüzü erimiş maden
gibi olacak, yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silinecek, ay kararacak,
güneş ve ay birleştirilecek (Kıyamet Suresi, 8-9), gök yarılıp açılacak
ve kapı kapı olacak (Nebe Suresi,19), dağlar kökünden sökülüp savrulacak
(Mürselat Suresi, 10), 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacak
(Kaari'a Suresi, 5), tüm dünya, üzerinde tek bir tümsek bile kalmayacak
hale gelecektir. (Taha Suresi, 107)
Sur'a ikinci kez üfürülmesiyle birlikte, insanlar diriltilmeye
ve hesaba çekilmek üzere biraraya getirilmeye başlanır:
Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında,
göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona
üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar. Yer,
Rabbi'nin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler
ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar
haksızlığa uğratılmazlar. (Zümer Suresi, 68-69)
Kafirler o gün gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş
olarak', sanki 'yayılan çekirgeler' gibi kabirlerinden çıkıp, boyunlarını
çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, "bu, zorlu bir gün"
diyeceklerdir (Kamer Suresi, 7-8). Allah'ın onları hesaba çekmek
için bir zaman tespit etmediğini sananlar (Kehf Suresi, 48) o gün,
kaçacak herhangi bir yer bulamayacaklardır. Çünkü artık onlar sonunda
varılacak tek yer olan Rabbin huzurundadırlar. (Kıyamet Suresi,
10-12)
Asla diriltilmeyeceklerini ve ölümün sonsuza kadar sürecek derin
bir uyku olduğunu düşünenler, ancak kıyamet saati geldiğinde kendilerine
yapılan hatırlatmaların gerçek olduğunu anlayacaklardır:
Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz
mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?" "Biz çürüyüp
dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?" (Nazi'at Suresi, 10-11)
Demişlerdi ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız
yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir,
(demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (Yasin Suresi,
52)
O mahşer günü, mümin ve kafir kişiler de tamamen birbirlerinden
ayırt edileceklerdir. Müminlerin içlerindeki coşkunun bir yansıması
olarak yüzleri parlayarak "ışıl ışıl" bakmalarına karşılık,
inkarcıların yüzlerini bir karartı bürümüştür:
O gün yüzler ışıl ışıl parlar. Rablerine bakıp-durur.
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir. Kendisine, beli
büken işlerin yapılacağını anlamaktadır. (Kıyamet Suresi, 22-25)
O gün, daha dünyadayken hesaba çekileceğini anlayıp, dünya hayatına
karşılık ahiret hayatını satın almış olanların kitabı sağ ellerine
verilecektir. Her hareketini Rabbine yönelerek yapanların, o gün
çevrelerindekilere "alın, kitabımı okuyun" diyebilecek
kadar içleri rahattır ve bunun karşılığında hoşnut bir yaşam içine
yani cennete gireceklerdir.
Kitabı sol eline verilen ise; hesap gününü unutarak yaşadığı için,
tarifsiz bir pişmanlık ve hüsran içinde olacak;
"Bana keşke kitabım verilmeseydi, hesabımı hiç bilmeseydim"
diyecektir. (Hakka Suresi, 25-26) Ayetlerin
ifadesiyle artık onlar için "sıkıntılı bir geçim" vardır,
yüzleri "zillet içinde aşağılanmış", "üzerlerini
toz bürümüş", bir "karartı sarıp-kaplamıştır". Allah
böyle kişileri "yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak"
haşredecektir. (İsra Suresi, 97)
Taha Suresi'nde, Allah'ın zikrinden yüz çevirenlerden olduğu için
kıyamet günü kör olarak haşredilecek olanların şöyle diyeceği haber
verilmiştir:
Ben görmekte olan biriyken, beni niye kör olarak
haşrettin Rabbim?" diye sormalarına karşılık; (Allah da) Der
ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları
unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın. (Taha Suresi, 125-126)
İşte siz de hesap günü Rabbinizin karşısına onulmaz bir pişmanlıkla
çıkmak ve kör olarak haşredilmek istemiyorsanız, yaşamınız boyunca
Rabbinizi razı etmeniz gerektiğini unutmayın.
Bilin ki o gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve
yerde olan herkesin korkuya kapılacağı, günahkarların birbirlerini
suçlayacakları, inanmayanların mutsuz olacakları bir gündür. Yalnızca
dünya hayatı boyunca Allah'ın emirlerine gönülden uyanlar; o günün
korkusuna karşı Rableri tarafından güvenlik içinde olacaklardır.
İnsan dünya hayatında kıyametin varlığından ne kadar gaflette ve
ona karşı ne kadar hazırlıksızsa, o gün kapılacağı dehşet de o denli
büyük olacaktır. Allah ayetlerde o günün korkusunu insanlara hatırlatır:
Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının, çünkü
kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün,
her emzikli kendi emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü
düşürecektir. İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş
değillerdir. Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir. (Hac Suresi,
1-2)
Unutmayın ki öyle bir günde, hiçbir yakın dost bir yakın dostu
sormayacak ve hiç kimse birbirine dostça davranıp, yardım etmeyecektir.
Azaptan kurtulmak için en yakınlarını bile fidye olarak vermeye
razı olacaklar ama hiçbiri onlardan karşılık olarak kabul edilmeyecektir:
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar,
o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek
ister; Kendi eşini ve kardeşini, Ve onu barındıran aşiretini de;
Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır;
(hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta
olan ateştir:" (Mearic Suresi, 11-15)
Kısacası insanların o gün başlarına geleceklere karşı alabilecekleri
hiçbir önlem, kaçıp-sığınabilecekleri hiçbir yer yoktur. O gün insan
düşünüp kendisine yapılan tüm uyarıları hatırlayacak, ancak bu hatırlamanın
ona hiçbir faydası olmayacaktır:
Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi.
Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı. Hayır; gerçekten
Rabbi, kendisini çok iyi görendi. (İnşikak Suresi, 13-15)
Kıyamet günü duyarlı teraziler kurulur ve hiçbir nefis hiçbir
şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi kadar iyilik bile olsa
teraziye getirilir. (Enbiya Suresi, 47) Kimin tartıları ağır basarsa,
artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir. Kimin tartıları hafif
kalırsa, onun yeri de cehennemdir. (Kaari'a Suresi, 6-11) Bu gerçeğe
bir ayette şöyle dikkat çekilmiştir:
O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin
diye, bölük bölük fırlayıp çıkarlar. Artık kim zerre ağırlığınca
hayır işlerse onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük)
işlerse, onu görür." (Zelzele Suresi, 6-8)
O günün dünyadaki makamların, ünvanların, malların ve evlatların
hiçbir anlamının kalmayacağı bir gün olduğunu da unutmayın. O gün
insanlar sadece ve sadece yaptıkları iyi ve kötü işlere göre ayırt
edileceklerdir. Tüm insanlara, kendisini Yaratan'a kulluk edip-etmediği
sorulacaktır. Gizli saklı hiçbir şeyin kalmadığı o gün, hiçbir hatasını
telafi etmeye kimsenin gücü olmayacaktır:
Sırların orta yere çıkarılacağı gün; Artık onun
ne gücü vardır, ne yardımcısı. (Tarık Suresi, 9-10)
Kafirlerin tüm günahları, pislikleri, kötülükleri, akıllarından,
kalplerinden tüm geçirdikleri birer birer, herkesin içinde ortaya
çıkarılacaktır. Kendilerini yaratan ve yaşatan Allah'ı inkar etmekle
olabilecek en büyük suçu işleyenler, hesap günü aşağılanmış ve zavallı
bir şekilde haklarında hüküm verilmesini bekleyeceklerdir:
O gün, yalanlayanların vay haline. Bu, onların
konuşamayacakları bir gündür. Ve onlara özür beyan etmeleri için
izin verilmez. O gün, yalanlayanların vay haline. Bu, hüküm günüdür;
sizi ve öncekileri 'birarada topladık.' Şayet kurabileceğiniz hileli
bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun. O gün, yalanlayanların
vay haline." (Mürselat Suresi, 34-40)
Müminlerin ise hesabı kolay olacaktır. Kıyametin ve hesap gününün
korkusuna karşı güvenlik içinde olacaklar ve sonsuz ateş azabından
uzak tutulup, sınırsız nimetlerle dolu cennete kavuşacaklardır.
Bilin ki dinsiz bir insanın bile yukarıda anlatılan günle karşılaşmaya
ihtimal vermesi gerekir. "Ben inanmıyorum, o yüzden bu günle
karşılaşmayacağım" demesi son derece mantıksızdır. Hiç inanmasa
dahi kendi mantığına göre kıyamet günü ile karşılaşmaya yüzde elli
ihtimal vermesi gerekir. Kuran'da insanlara tasvir edilen bu günle
karşılaşma ihtimali ve hatta o gün suçlu günahkarlardan olup sonsuz
bir azaba çarptırılma ihtimali değil yüzde elli, yüzde bir bile
olsa insanın paniğe kapılarak o günden kurtulmaya çaba harcaması
gerekir.
Üstelik her geçen saat, bizleri ölüme ve yukarıda anlatılan dünyanın
sonuna ve hesaba çekileceğimiz ana bir adım daha yaklaştırmaktadır.
Bu her insan için kaçınılmaz bir sondur. "O
inkar edenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler." (Hicr
Suresi, 2) ayetinde bildirildiği gibi inkar edenlerin hasretle,
pişmanlıkla müslümanlardan olmayı isteyecekleri o günü sakın unutmayın.
Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza
karşılık azabı tadın. Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza
karşılık ebedi azabı tadın. (Secde Suresi, 14)
|