|

Allah'a Karşı Daima Samimi ve Dürüst Olmayı Unutmayın
Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o
gün) yakınlaştırılmıştır. Bu size vaat olunandır; (gönülden Allah'a)
yönelip dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan, görmediği halde Rahman'a
karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir
kalp ile gelen içindir. Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin.
Bu ebedilik günüdür. (Kaf Suresi, 31-34)
Ayetlerin ifadesiyle "kalınacak yerlerin en hayırlısı"
ve "Allah katındaki asıl varılacak güzel yer" olan cennete
layık olanlar, hesap gününde hayatları boyunca tüm yaptıklarının
içinde yazılmış bulunduğu amel defterlerini sağ yanlarından alacaklar
ve kolay bir hesapla sorguya çekileceklerdir. Bundan sonra da sonsuza
dek büyük bir hoşnutluk içinde yaşayacaklardır. Allah inananlara
bunu Kuran'da birçok ayetle müjdelemiştir:
Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse, o,
kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek, ve kendi yakınlarına
sevinç içinde dönmüş olacaktır. (İnşikak Suresi, 7-9)
Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: "Alın,
kitabımı okuyun. Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış
(anlamış)tım." Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir. Yüksek
bir cennette. (Hakka Suresi, 19-22)
Böyle bir yaşamı hak eden müminler orada melekler tarafından "Selam
üzerinize olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona
girin." denilerek karşılanacaklardır. (Zümer Suresi, 73) Bundan
sonra bölük bölük sevkedilerek, esenlik, güvenlik ve selamla cennete
gireceklerdir:
İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin
en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği
ve selamla karşılanırlar. Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne
güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir. (Furkan Suresi,
75-76)
Unutmayın ki, ancak kesin bir bilgiyle ahirete iman eden, hesap
günü nedeniyle Rabbinden korkarak salih amellerde bulunan bir kişiyseniz,
böyle bir karşılamayı hak edebilir ve Allah tarafından parıltılı
bir aydınlık ve sevinç yurdu olan cennetle ödüllendirilmeyi umabilirsiniz.
Allah cennettekilerin şu sözlerini bize bildirmiştir:
Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle
Rabbimizden korkuyoruz." Artık Allah, onları böyle bir günün
şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç
vermiştir. (İnsan Suresi, 10-11)
Cennet deyince insanların birçoğunun aklına uçsuz bucaksız bir
yeşillik, ırmaklar kısacası yalnızca doğal güzellikler gelir. Fakat
cennetin aslı hiç de size bugüne kadar öğretildiği gibi bunlarla
sınırlı değildir. Cennet, Allah'ın kendisine iman edenler için hazırladığı,
sonsuz güzelliklerin, insanın dileyip de arzu edebileceği herşeyin
ve hatta çok daha üstün nimetlerin bulunduğu bir mekandır. Dünyada
gördüklerimizle cenneti hayal ederiz ama Allah'ın müminler için
hazırladığı nimetleri tam olarak kavramak için bunlar yeterli değildir.
Cennetin aslını ancak onunla karşılaşınca kesin olarak anlayabiliriz.
Nitekim bir ayette bu gerçeğe şöyle dikkat çekilmiştir:
Artık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak
üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin)
saklandığını bilmez. (Secde Suresi, 17)
Dünyada maddi ve manevi hoşunuza giden ne varsa en güzeli ve kusursuzu
oradadır. Cennet, büyük mülk ve zenginliklerle dolu, her türlü güzelliğin
ve nimetin hep birarada bulunduğu bir yerdir. İnsanın arzu ettiği
ve görmek isteyip de zevk alacağı herşeyin bulunduğu cennette, insanların
dünyadayken hayal dahi edemeyecekleri güzellik ve nimetler müminlere
sunulmuştur:
Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk
görürsün. (İnsan Suresi, 20)
Cennette müminlere zevk olarak birçok güzel yiyecek ve içecek
sunulur (Mürselat Suresi, 43). Allah, cennetteki müminlere "istek
duyup arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol" (Tur Suresi,
22), ayrıca canlarının çektiği kuş etinden (Vakıa Suresi, 21) de
sunacaktır. Üstelik rızıkların bitip tükenmesi de olmayacaktır (Sad
Suresi, 54). Kuran'da altından ırmaklar akan, yemişleri ve gölgelikleri
sürekli olan (Rad Suresi, 35) cennetteki yemyeşil bahçelerde (Rahman
Suresi, 64), dalları devşirmesi kolay meyvelerle yüklü (İnsan Suresi,
14), üstüste dizilmiş eşsiz meyveleri sarkmış ağaçlar tarif edilmiştir
(Vakıa Suresi, 28-29). Allah'ın cennetle ilgili ayetlerde en çok
bahsettiği doğal güzelliklerden biri de durmaksızın akan sular ve
pınarlardır. (Rahman Suresi, 66)
Ayrıca içinde bozulmayan sudan, tadı değişmeyen sütten ve süzme
baldan içenlere lezzet veren ırmaklar bulunacaktır (Muhammed Suresi,
15). Cennetteki nimet ve güzelliklerin bir kısmı dünyadakini andırırken
bir kısmı ise daha önce hiçbir insanın görüp bilmediği "çeşit
çeşit inceliklere ve güzelliklere" sahip olacaktır. (Rahman
Suresi, 48) Hayal gücümüzün çok ötesinde, Allah'ın sonsuz ilmiyle
hazırlanmış birçok güzellik ve nimet müminleri beklemektedir. Çünkü
Allah orada her dilediklerinin onların olacağını müjdelemektedir.
(Şura Suresi, 22)
Cennetteki müminler çok güzel meskenlerde yaşayacaklar (Tevbe
Suresi, 72), bu meskenlerde özenle işlenmiş mücevher tahtlar üzerinde
yaslanarak oturacaklardır. (Vakıa Suresi, 15-16) Cennette müminlere
müjdelenen diğer nimetlerden bir kısmı da şöyledir:
Çevrelerinde gümüşten billur kaplar, kupalar dolaştırılır.
(İnsan Suresi, 15)
Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle
ödüllendirmiştir. (İnsan Suresi, 12)
Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan
yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir...
(İnsan Suresi, 21)
Elbette dünyada da insan için en büyük nimetlerden biri sevdiği,
zevk aldığı insanlarla beraber olabilmektir. Müminler henüz dünya
hayatındayken dahi Allah'a içten bağlı, takva sahibi kardeşleriyle
beraber olmaktan büyük bir zevk alırlar. Bu fıtratla yaratılan müminler
için cennette de sevdikleri bu insanlarla birlikte yaşayabilecek
olmaları son derece büyük bir şevk kaynağıdır. Üstelik bu birliktelik
yıllarla sınırlı değil, sonsuz bir birliktelik olacaktır. Allah
salih kullarının cennette de sevdikleri insanlarla birlikte olabileceklerini
şöyle müjdelemiştir:
Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalarından,
eşlerinden ve soylarından 'salih davranışlarda' bulunanlar da (Adn
cennetlerine girer). Melekler onlara her bir kapıdan girip (şöyle
derler:) "Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un)
sonu ne güzel." (Rad Suresi, 23-24)
Allah müminlere, cennette nefislerinin arzuladığı şekilde eşler
de verecektir. Bu, Kuran'da "orada onlar
için tertemiz kılınmış eşler vardır..." (Nisa Suresi, 57) ayeti
ile bildirilmektedir. Cennetteki eşler, "Gerçek
şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık."
(Vakıa Suresi, 35) ayetinde bildirildiği gibi, dünya hayatının
eksikliklerinden arınmış bir halde yepyeni bir yaratılışla yaratılacaktır.
Allah müminlerin ve eşlerinin gölgeliklerde ve tahtlar üzerinde
yaslanmış olarak "sevinç ve mutluluk
dolu bir meşguliyet" içinde olduklarını bildirmektedir
(Yasin Suresi, 55-56).
Cennetteki kullarını nimet üstüne nimetle ağırlayan Allah, herşeyi
insanın en zevk alacağı şekilde yaratmıştır. Orada Allah müminlerin
her dilediklerini yaratarak onları ödüllendirmektedir. "Orada
diledikleri herşey onlarındır. Katımızda daha fazlası da var."
(Kaf Suresi, 35) ayetiyle insanın isteyebileceğinden, hayal
edebileceğinden fazlasını cennette vereceğini de bildirmektedir.
Allah cennetini özletmek ve insanların Allah'ın rızasına göre
yaşamasını sağlamak için dünyayı bilhassa eksikliklerle dolu yaratmıştır.
Cennete göre nimetleri az olan bu dünyanın en önemli eksikliklerinden
biri de, herşeyin bir sonunun olmasıdır. Ayrıca inkarcılara Allah'ın
verdiği bir bela daha vardır ki, dünyaya bağlanıp ahireti unutmaları
dolayısıyla, buradaki en güzel şeylerden dahi bir süre sonra artık
bıkarak zevk alamaz hale gelirler. Oysaki cennet, güzelliklerle
dolu olan, bıkmadan ve yorulmadan tüm bu nimetlerin her birinden
en fazla lezzetin alınacağı bir mekandır. Müminlere aynı dünyada
olduğu gibi, cennette de bir bıkkınlık dokunmayacak ve üstelik hiçbir
yorgunluk da kesinlikle hissetmeyeceklerdir. (Fatır Suresi, 35)
Ancak unutmayın ki, cennetteki bütün nimetlerin de üstünde, en
büyük güzellik, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmış olmaktır. Allah'ın
hoşnutluğunu kazanmış olmak, hiçbir maddi güzellikle kıyaslanamayacak
bir mutluluk ve huzurdur müminler için... Kuran'da da bildirildiği
gibi "...Allah'tan olan hoşnutluk ise
en büyüktür..." (Tevbe Suresi, 72)
Cennetteki tüm mükafatlar, Allah'ın hoşnutluğu neticesinde verildikleri
için çok değerlidirler. Allah, cennete layık gördüğü kişinin yaşamı
boyunca yaptığı işlerden hoşnut olmuş, hatalarını bağışlamış ve
kendisini sonsuz olan asıl yaşamında, hoşnut olacağı en güzel mekana
koymuştur. Bu durum, Kuran'da şöyle müjdelenmiştir:
Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut
edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir.
Cennetime gir. (Fecr Suresi, 27-30)
İşte Allah'ı hoşnut edenlere vaad edilen cennet budur. Bu güzel
sonuca yani cennete yalnızca dünyanın imtihan yeri olarak yaratıldığını
bilen, Allah'ın uyarılarını dinleyen, vicdanına uyan, yalnız Allah'ın
rızasına göre hareket edenlerin ulaşacaklarını asla unutmayın.
|