|

Şeytanın Müminlerin Şevkini Kırma Çabaları
Önceki satırlarda müminlerin kalplerindeki şevk ve heyecanın hayatlarının
sonuna kadar son bulmadığından, her an canlı ve güçlü olduğundan
bahsettik. Ancak unutmamak gerekir ki müminlerin şevkindeki bu süreklilik
ve istikrar, tümüyle onların samimi imanlarından kaynaklanır. Yoksa
dünya hayatında yaratılan imtihanın bir gereği olarak şeytan bu
yönde sürekli olarak ciddi bir savaş vermekte ve müminleri güçsüzleştirip
cansızlaştırmak, heyecanlarını ve şevklerini kırmak için tüm gücüyle
çabalamaktadır.
Şeytanın dünyadaki hedefi, boş kuruntu ve vesveseler fısıldayarak
insanları içten içe aldatmak ve böylece yıkıma sürüklemektir. Ayetlerde
şeytanın bu yönde gösterdiği faaliyet, yine şeytanın
"Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara
düşüreceğim…" (Nisa Suresi, 119) sözleriyle ifade edilmiştir.
Şeytan tüm insanlara olduğu gibi inananlara da çeşitli yollarla
yaklaşmaya, hayırlı ve güzel olan şeyleri onlara şer gibi göstermeye
çalışır. Bazı olayları çözümsüz gibi göstererek, yarı yolda geri
döndürmek, hayırlı işleri yarım bıraktırmak ister. Olayları zor
göstererek, insanları yılgınlığa düşürmeye, ümitsizliğe sevketmeye
çabalar. Tembelliği teşvik ederek olayları ağırdan almalarını, iradesizlik
göstermelerini ister.
Ancak Kuran'da şeytanın tüm bu çabalarının ve hilesinin aslında
son derece zayıf olduğuna dikkat çekilmiştir:
(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık
kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka
bir şey va'detmez. (Nisa Suresi, 120)
... Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.
(Nisa Suresi, 76)
Kuran'da imanı tam olarak kavrayamadıkları bildirilen kimseler
ise, akıllarını ve vicdanlarını gereği gibi kullanmamalarından dolayı,
şeytanın bu tuzağına kolaylıkla düşebilirler. Çünkü bu insanlar,
dilleriyle iman ettiklerini söyleyen ama aslında kalplerinde imanın
derinliğini yaşamayan kimselerdir. Bundan dolayı Allah'ın rızasını
ve cennetini değil de dünya hayatının geçici süslerini elde etmeyi
hedeflerler. Amaçlarının aslında müminlerden tamamen farklı olmasından
dolayı şeytanın çağırdığı hayatı çekici bulur, onun çağrısına icabet
ederler. Oysa şeytan her konuda olduğu gibi bu konuda da insanları
sadece boş bir aldanışa ve sonsuz azap yurdu olan cehennemin ateşine
çağırmaktadır.
Samimi müminler ise, yaşamlarını Kuran ahlakı doğrultusunda şekillendirdikleri
için şeytanın kendilerine nasıl tuzaklarla yanaşmaya çalışacağını,
yaptığı hilenin aslında ne kadar zayıf olduğunu çok iyi bilen insanlardır.
Bu nedenle şeytanın şevklerini kırmasına asla izin vermezler. Kuran'da
müminlerin bu konuda gösterdikleri kararlı ve samimi tavır şöyle
bildirilmiştir:
Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese
veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.
(Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce)
iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın
ki görüp bilmişlerdir. (Şeytanın) Kardeşleri ise, onları sapıklığa
sürüklerler, sonra peşlerini bırakmazlar. (Araf Suresi, 200-202)
|