|

Kuran'da Gayb Kavramı
GAYBI ALLAH'TAN BAŞKASI BİLEMEZ
De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka
kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar."
Hayır, onların ahiret konusundaki bilgileri 'ard arda toplanıp pekiştirildi,'
hayır, onlar bundan bir kuşku içindedirler; hayır, onlar bundan
yana kördürler. (Neml Suresi, 65-66)
Bir de derler ki: "Rabbinden üzerine bir ayet (mucize)
indirilse ya!.." De ki: "Gayb yalnızca Allah'ındır, siz bekleyedurun;
ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim." (Yunus Suresi, 20)
"Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum,
gaybı da bilmiyorum. Melek olduğumu söylemiyorum ve gözlerinizin
aşağılık gördüklerine, Allah kesin olarak bir hayır vermez de demiyorum.
Nefislerinde olanı Allah daha iyi bilir. Bu durumda (bunun aksini
yaparsam) gerçekten o zaman zalimlerdenim (demek)dir." (Hud Suresi,
31)
İnkâr edenler, dediler ki: "Kıyamet-saati bize
gelmez." De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak
size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey
O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük
olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır." (Çünkü
O) iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirecek. İşte mağfiret
ve üstün rızık onlarındır. (Sebe Suresi, 3-4)
Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir.
Gerçek şu ki O, sinelerin özünde (saklı) olanı bilir. (Fatır Suresi,
38)
Kıyamet-saatinin ilmi O'na döndürülür. O'nun ilmi
olmaksızın, hiçbir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe
kalmaz ve doğurmaz da. Onlara: "Benim ortaklarım nerede" diye sesleneceği
gün, dediler ki: "Sana arzettik ki, bizden hiçbir şahid yok." (Fussilet
Suresi, 47)
Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor? (Necm
Suresi, 35)
Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler,
işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin
şirk koşmanızı tanımayacaklardır. (Bunu herşeyden) Haberi olan Allah
gibi sana (hiç kimse) haber vermez. (Fatır Suresi, 14)
Levh-i Mahfuz: Herşeyin Olduğu Apaçık Kıtap
Ve şüphesiz, senin Rabbin, sinelerinin gizli tuttuklarını
ve açığa vurduklarını kesin olarak bilmektedir. Gökte ve yerde gizli
olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da)
olmasın. (Neml Suresi, 74-75)
De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşahede
edilebileni bilen Allah'ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının
arasında sen hüküm vereceksin." (Zümer Suresi, 46)
Hayır; o (Kitap), 'şerefli-üstün' olan bir Kur'an'dır;
Levh-i Mahfuz'dadır. (Buruc Suresi, 21-22)
ALLAH GAYBIN BİLGİSİNİ DİLEDİĞİNE VERİR
Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.
Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret.
Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir. (Hud Suresi,
49)
Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler,
işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin
şirk koşmanızı tanımayacaklardır. (Bunu herşeyden) Haberi olan Allah
gibi sana (hiç kimse) haber vermez. (Fatır Suresi, 14)
Bu, sana (ey Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.
Yoksa onlar, (Yusuf'un kardeşleri) o hileli-düzeni kurarlarken,
yapacakları işe topluca karar verdikleri zaman sen yanlarında değildin.
(Yusuf Suresi, 102)
Bunlar, gayb haberlerindendir; bunları sana vahyediyoruz.
Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle
kur'a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında
değildin. (Al-i İmran Suresi, 44)
Allah'ın Kehf Ehli Hakkında Kuran'da Verdiği
Haberler
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye
onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne
kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik)
kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz
daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi
yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça
nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin." (Kehf Suresi,
19)
(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler,
onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı
köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır.
"Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler. De ki:
"Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan)
dışında kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir
tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye
birşey sorma. (Kehf Suresi, 22)
De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.
Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel
işitmektedir. O'nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde
hiç kimseyi ortak kılmaz." (Kehf Suresi, 26)
Allah'ın Zülkarneyn Hakkında Kuran'da Verdiği
Haberler
İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu"
(veya yanında olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
(Kehf Suresi, 91)
İLİM SAHİBİ BİR KULUNA ALLAH'IN GAYBI BİLDİRMESİ
Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz
ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir
kulu buldular. Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden
bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" Dedi ki: "Gerçekten
sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."
(Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"
(Musa:) "İnşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir
işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi. Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan,
hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz
edinceye kadar." Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye
binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini
batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."
Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle
güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (Musa:) "Beni, unuttuğumdan
dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.
Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar,
o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık
olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir
iş yaptın." Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye
kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" (Musa:)
"Bundan sonra sana birşey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık
etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi. (Yine) Böylece
ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler,
fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada)
yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa)
Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."
Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana,
üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.
"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim,
(çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral
vardı." "Çocuğa gelince, onun anne ve babası mümin kimselerdi. Bundan
dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından
endişe edip-korktuk." Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak
bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını
vermesini diledik." "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında
onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi
ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar;
(bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm)
olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin
şeylerin yorumu." (Kehf Suresi, 65-82)
GAYB İLE RABLERİNDEN İÇLERİ TİTREYEREK KORKANLAR
Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez.
Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa,
-bu, yakın-akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez.
Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta'
olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa,
artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır.
(Fatır Suresi, 18)
Sen ancak, zikre (Kuran'a) uyan ve gayb ile Rahman
olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın.
İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. (Yasin
Suresi, 11)
GÖKLERİN VE YERİN ANAHTARLARI O'NUNDUR
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın
ayetlerine (karşı) inkâr edenler ise; işte onlar, hüsrana uğrayanlardır.
(Zümer Suresi, 63)
RUH HAKKINDA İNSANLARA AZ BİR BİLGİ VERİLMİŞTİR
Sana ruh'tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir,
size ilimden yalnızca az birşey verilmiştir." (İsra Suresi, 85)

|