|

Kuran'da Azap Kavramı
TASVİR EDİLEN CEHENNEM AZAPLARI
Cehennemdekiler Korkunç Bir Görünüm Alacaklardır
Yakında Biz onun hortumu (burnu) üzerine damga
vuracağız. (Kalem Suresi, 16)
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini
de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet
ve azap) günüdür. (Mearic Suresi, 44)
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.
(Kıyamet Suresi, 24)
İnkarcılar İçin Demir Kamçılar Vardır
Bundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap
kamçısı çarpıverdi. (Fecr Suresi, 13)
Onlar için demirden kamçılar vardır. (Hac Suresi,
21)
Vücutları Ateşte Dağlanacaktır
Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı
gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak
(ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı
tadın" (denilecek). (Tevbe Suresi, 35)
Bukağılara Vurulacaklardır
O gün suçlu-günahkarların (sıkı) bukağılara vurulduklarını
görürsün. (İbrahim Suresi, 49)
Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır
yanan bir ateş vardır. (Müzemmil Suresi, 12)
Zincirlere ve Demir Halkalara Vurulacaklardır
Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar
(tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (İnsan Suresi,
4)
Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların
şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden
yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte
onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar
-içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır. (Ra'd
Suresi, 5)
Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır,
siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkar etmemizi
ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz" dediler. Azabı gördüklerinde
pişmanlıklarını saklarlar; Biz de inkar edenlerin boyunlarına halkalar
geçirdik. Onlar, yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?
(Sebe Suresi, 33)
Gerçekten Biz onların boyunlarına, çenelere kadar
(dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
(Yasin Suresi, 8)
Boyunlarında demir-halkalar ve (ayaklarında) zincirler
olduğu halde sürüklenecekler; (Mümin Suresi, 71)
Ateş Azabı Vardır
Ayetlerimize karşı inkara sapanları şüphesiz ateşe
sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onları
başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün
olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 56)
Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun
içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler.
(Müminun Suresi, 104)
Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı
gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak
(ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı
tadın" (denilecek). (Tevbe Suresi, 35)
İnkarcılar Cehennem Odunu ve Yakıtı Olacaklardır
Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır.
(Cin Suresi, 15)
Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten
koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert,
güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan
etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. (Tahrim Suresi,
6)
Şüphesiz inkar edenler, onların malları da, çocukları
da kendilerine Allah'tan (gelecek azaba karşı) hiçbir şey kazandırmaz.
Ve onlar ateşin yakıtıdırlar. (Al-i İmran Suresi, 10)
Gerçekten siz de, Allah'ın dışında taptıklarınız
da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız. (Enbiya Suresi,
98)
Orada Kaynar Suyla Karşılanacaklardır
Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri
ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kuran'la)
hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin)
Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü
fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle
helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca
kaynar sular ve acıklı bir azap vardır. (Enam Suresi, 70)
Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise, Artık (onun
için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır. Ve çılgınca yanan
ateşe bir atılma da. (Vakıa Suresi, 92-94)
"Onu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin."
"Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün;" "(Azabı) Tat;
çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun." "Gerçekten bu, sizin kuşkuya
kapıldığınız şeydir." (Duhan Suresi, 47-50)
"Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal."
Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su, (Vakıa Suresi,
41-42)
Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış
bir içkileri de vardır. Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine)
çılgınca yanan ateştir. (Saffat Suresi, 67-68)
İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin. (Sad
Suresi, 57)
Kaynar bir kaynaktan içirilirler. (Gaşiye Suresi,
5)
Sizin tümünüzün dönüşü O'nadır. Allah'ın va'di
bir gerçektir. İman edip salih amellerde bulunanlara, adaletle karşılık
vermek için yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur.
İnkar edenler ise, küfürleri dolayısıyla, onlar için kaynar sudan
bir içki ve acı bir azab vardır. (Yunus Suresi, 4)
İşte bunlar çekişen iki gruptur, Rableri konusunda
çekiştiler. İşte o inkar edenler, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir;
başları üstünden de kaynar su dökülür. (Hac Suresi, 19)
Dumanlı ve Pusludur
Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler. Ki
o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim). (Vakıa Suresi, 43-44)
Dar ve Sıkışık Yerlere Atılırlar
Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine
atıldıkları zaman, orada yok ouşu isteyip-çağırırlar. Bugün bir
yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın. (Furkan
Suresi, 13-14)
Azap konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar.
Oysa cehennem, o inkar edenleri gerçekten kuşatıp-durmaktadır. Azabın
onları üstlerinden ve ayaklarının altından kaplayacağı gün (Allah):
"Yaptıklarınızı tadın" der. (Ankebut Suresi, 54-55)
Zakkum Ağacı ve Darı Dikeni Yiyeceklerdir
Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa
zakkum ağacı mı? Doğrusu Biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan
konusu) kıldık. Şüphesiz o, 'çılgınca yanan ateşin' dibinde bitip
çıkar. Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir. Artık gerçekten,
ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar. (Saffat
Suresi, 62-66)
Onlar için (zehirli olan) darı dikeninden başka
bir yiyecek yoktur. Ne doyurup-semirtir, ne açlıktan korur. (Gaşiye
Suresi, 6-7)
"Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu."
"Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı." "Bundan dolayı bugün,
kendisine hiçbir sıcak dost yoktur." "İrin ve kan karışımından başka
bir yemek yoktur." "Bunu da, hata edenlerden başkası yemez." (Hakka
Suresi, 33-37)
(Böylesinin) Önünde cehennem vardır ve (orada)
irinli sudan içirilecektir. Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından
geçirmeyi başaramayacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek
de. Ardından daha katı bir azap olacak. (İbrahim Suresi, 16-17)
Doğrusu, o zakkum ağacı; Günahkar olanın yemeğidir.
Pota gibi; karınlarda kaynar-durur; Kaynar-suyun kaynaması gibi.
(Duhan Suresi, 43-46)
Ateşten Elbiseler Giyerler
İşte bunlar çekişen iki gruptur, Rableri konusunda
çekiştiler. İşte o inkar edenler, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir;
başları üstünden de kaynar su dökülür. (Hac Suresi, 19)
Giysileri Katrandandır
Giyimleri katrandandır, yüzlerini ateş bürümektedir.
(İbrahim Suresi, 50)
Cehennemin Duvarları İnkarcıyı Çepeçevre
Kuşatır
Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman
etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız,
onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım
isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile
yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.
(Kehf Suresi, 29)
Cehennemin, Korkunç Homurtusu Duyulur
Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır.
Ne kötü dönüş yeridir o. İçine atıldıkları zaman, kaynayıp-feveran
ederken onun korkunç homurtusunu işitirler. (Mülk Suresi, 6-7)
Allah İnkarcılarla Konuşmaz
Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık
satanlar... İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet
gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz.
Ve onlar için acı bir azap vardır. (Al-i İmran Suresi, 77)
Uzaktan Korkunç Öfkesi ve Uğultusu İşitilir
(Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar
bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler. (Furkan Suresi,
12)
Hor ve Aşağılık Kılınmışlardır
"Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık
onu 'hor ve aşağılık' kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur."
(Al-i İmran Suresi, 192)
O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'
(Gaşiye Suresi, 2)
Orada Günahlarını İtiraf Edeceklerdir
Öfkesinin-şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak.
Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: "Size bir
uyarıcı gelmedi mi?" Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı
geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Allah hiçbir şey indirmedi, siz
yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik." Ve derler ki:
"Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan
ateşin halkı arasında olmayacaktık." Böylece kendi günahlarını itiraf
ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık
olsun. (Mülk Suresi, 8-11)
Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün ve
iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış
için bir yol var mı?" (Mümin Suresi, 11)
Cennettekilerden Su ve Rızık İsteyeceklerdir,
Ama Verilmeyecektir
Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz
sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki:
"Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır."
(Araf Suresi, 50)
Cehennemden Çıkmak İçin Dünyaya Geri Dönmek
İsteyeceklerdir
İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz,
bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size
orada (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür
vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık
zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi, 37)
Oradan Kaçış Yoktur
Suçlu-günahkarlar ateşi görmüşlerdir, artık içine
kendilerinin gireceklerini de anlamışlardır; ancak ondan bir kaçış
yolu bulamamışlardır. (Kehf Suresi, 53)
Yok olmayı İsteyeceklerdir
Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine
atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar. Bugün bir
yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın. (Furkan
Suresi, 13-14)
(Cehennem bekçisine:) "Ey Malik (bekçi), Rabbin
bizim işimizi bitirsin" diye haykırdılar. O: "Gerçek şu ki siz,
(burada) kalacak kimselersiniz" dedi. "Andolsun, size hakkı getirdik,
fakat sizin birçoğunuz hakkı çirkin görüp-tiksinenlerdiniz." (Zuhruf
Suresi, 77-78)
Gerçekten Biz sizi yakın bir azap ile uyardık.
Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün,
kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.
(Nebe Suresi, 40)
Tutuşturulmuş Ateş Yüreklere Tırmanır
Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır. "Hutame"nin
ne olduğunu sana bildiren nedir? Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar. O, onların üzerine kilitlenecektir;
(Kendileri de) Dikilip-yükseltilmiş sütunlarda (bağlanacaklardır).
(Hümeze Suresi, 4-9)
Büyüklenenler Cehenneme Boyunlarını Bükerek Girerler
Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim.
Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme
boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (Mümin Suresi, 60)
İnkar edenler, cehenneme bölük bölük sevkedildiler.
Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cehennemin)
bekçileri dedi ki: "Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle
karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" Onlar:
"Evet." dediler. Ancak azap kelimesi kafirlerin üzerine hak oldu.
Dediler ki: "İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından
(içeri) girin. Büyüklüğe kapılanların konaklama yeri ne kötüdür."
(Zümer Suresi, 71-72)
İnkarcılar Birbirleriyle Çekişirler
(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden
önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde
kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca
orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz,
işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir
azap ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz
bilmezsiniz" diyecek. (Araf Suresi, 38)
(Müşrik olan hakim güçlere:) "İşte bu(nlar) da
sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir
merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir." (denilir).
(Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba
yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak."
Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki
azabını kat kat arttır." Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini
şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz. "Biz onları
bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?" Bu,
cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad
Suresi, 59-64)
Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:
"Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,"
"Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
"Bizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı." "Artık bizim
için ne bir şefaatçi var," "Ne de candan-yakın bir dost." "Bizim
bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden
olabilseydik." Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu
iman etmiş değildirler. (Şuara Suresi, 96-103)
Mutsuzluk ve Acıyla Nefes Alıp Verirler
Mutsuz olanlar ateştedirler, onlar için orada (kahırla
ve acıyla) nefes alıp vermeler vardır. (Hud Suresi, 106)
Orada Kemikleri Çatırdatan İnlemeler Vardır
Orada kendileri için, 'kemikleri çatırdatan inlemeler'
vardır. Onlar orada işitmezler de. (Enbiya Suresi, 100)
Alçaltıcı Bir Azap Vardır
İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (onlara
şöyle denir:) "Siz dünya hayatınızda bütün 'güzellikleriniz ve zevklerinizi
tüketip-yok ettiniz, onlarla yaşayıp-zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde
haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan
dolayı, bugün alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız." (Ahkaf
Suresi, 20)
Kim Allah'a ve elçisine isyan eder ve onun sınırlarını
aşarsa, onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı
bir azap vardır. (Nisa Suresi, 14)
Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya
kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen
ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden
daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları'
sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu
kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı
söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz)
dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde)
bir görsen. (Enam Suresi, 93)
Orada Hiçbir Sıcak Dost Yoktur
"Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost
yoktur." (Hakka Suresi, 35)
İnkarcılar Yerlerde Sürükleneceklerdir
Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek
olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı,
günahkar olan alnından. O zaman da meclisini (yakın çevresini ve
yandaşlarını) çağırsın. (Alak Suresi, 15-17)
Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile'
sürüklenecekleri gün; (Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız
ateş budur." "Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz." "Girin
ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir.
Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz." (Tur Suresi,
13-16)
Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün Cehennemin
dokunuşunu tadın" (denecek). (Kamer Suresi, 48)
Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım. Cehennem
(sakar) nedir, sen bilir misin? Ne alıkoyar, ne bırakır. Beşere
delicesine susamıştır. (Müddessir Suresi, 26-29)
Boyunlarında demir-halkalar ve (ayaklarında) zincirler
olduğu halde sürüklenecekler; (Mümin Suresi, 71)
İnkarcıların Duası Asla Kabul Olmaz
Ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine dediler
ki: "Rabbinize dua edin; azaptan bir günü (olsun) bize hafifletsin."
(Bekçiler:) "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?"
dediler. Onlar: "Evet" dediler. (Bekçiler:) "Şu halde siz dua edin"
dediler. Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir.
(Mümin Suresi, 49-50)
Dediler ki: "Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı
üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz." "Rabbimiz, bizi (ateşin)
içinden çıkar, eğer yine (inkara) dönersek, artık gerçekten zalim
kimseler oluruz." Der ki: "Onun içine sinin ve Benimle söyleşmeyin."
"Çünkü gerçekten Benim kullarımdan bir grup: "Rabbimiz, iman ettik,
Sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, Sen merhamet edenlerin
en hayırlısısın, derlerdi de," "Siz onları alay konusu edinmiştiniz;
öyle ki, size benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz."
(Müminun Suresi, 106-110)
Ateşe Yüzükoyun Atılırlar
Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe
yüzükoyun atılır (ve onlara:) "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?"
(denir). (Neml Suresi, 90)
Birbirlerinden Kaçarlar, Aralarındaki Tüm
Bağları Koparırlar
Öyle ki (o gün) kendilerine tabi olunanlar, kendilerine
tabi olanlardan uzaklaşıp-kaçmışlardır. (Artık) Onlar azabı görmüşlerdir
ve aralarındaki bütün bağlar (ve ilişkiler) de parçalanıp-kopmuştur.
(O zaman, yönetilip) Uyanlar derler ki: "Eğer bize bir kere (daha
dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden
uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık."
Böylece Allah, onlara bütün yaptıklarını onulmaz hasretlerle gösterecektir.
Ve onlar ateşten çıkacak değildirler. (Bakara Suresi, 166-167)
Çok Büyük Pişmanlık Yaşarlar
Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler
ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl'e itaat
etseydik." Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize
ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış
oldular." "Rabbimiz, onlara azaptan iki katını ver ve büyük bir
lanet ile lanet et." (Ahzab Suresi, 66-68)
Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen;
derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin
ayetlerini yalanlamasaydık ve müminlerden olsaydık." (Enam Suresi,
27)
Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı
geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Allah hiçbir şey indirmedi, siz
yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik." Ve derler ki:
"Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan
ateşin halkı arasında olmayacaktık." Böylece kendi günahlarını itiraf
ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık
olsun. (Mülk Suresi, 9-11)
Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:
"Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,"
"Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
"Bizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı." "Artık bizim
için ne bir şefaatçi var," "Ne de candan-yakın bir dost." "Bizim
bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden
olabilseydik." Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu
iman etmiş değildirler. (Şuara Suresi, 96-103)
O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar,
ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: "Keşke hayatım için,
(önceden birşeyler) takdim edebilseydim." (Fecr Suresi, 23-24)
Birbirlerinİ Ayaklarının Altına Almak İsterler
İnkar edenler dediler ki: "Rabbimiz, cinlerden
ve insanlardan bizi saptırmış olanları bize göster, ayaklarımızın
altına alalım, en aşağılarda bulunanlardan olsunlar." (Fussilet
Suresi, 29)
Cehennemin İçine Dökülürler
Artık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir.
(Şuara Suresi, 94)
Orada Başları Öne Düşmüş Şekilde Hüsran İçinde
Kalırlar
Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş
bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar.
İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem
kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana
uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı
bir azap içindedirler. (Şura Suresi, 45)
DÜNYADA VERİLEN AZAP ÇEŞİTLERİ
Allah'ın Dünyada Belaya Çarptırdığı Kişiler
Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir
veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar
ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar. (Tevbe Suresi, 126)
Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen
bir bela' onun üstünü sarıp-kuşatıverdi. (Kalem Suresi, 19)
Hasret İçindedirler
Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip
dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için:
"Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi
olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak
kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir.
(Al-i İmran Suresi, 156)
(O zaman, yönetilip) Uyanlar derler ki: "Eğer bize
bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi)
onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları
yüzüstü bırakır)dık." Böylece Allah, onlara bütün yaptıklarını onulmaz
hasretlerle gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler.
(Bakara Suresi, 167)
Mutsuz ve Bedbahttırlar
(Kıyametin) Geleceği günde, O'nun izni olmaksızın,
hiç kimse söz söyleyemez. Artık onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz',
(kimi de) mutlu ve bahtiyardır. (Hud Suresi,105)
"Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı
Meş'eme". (Vakıa Suresi, 9)
'Mutsuz-bedbaht' olan ondan kaçınır. Ki o, en büyük
ateşe yollanacaktır. (Ala Suresi, 11-12)
Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle
uyardım. Ona, ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz; (Leyl
Suresi, 14-15)
Kalpleri Dar ve Sıkıntılıdır, Üstlerine Pislik
Çökmüştür
Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü
İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş
gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte
böyle pislik çökertir. (Enam Suresi, 125)
(Savaştan) Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı).
Öyle ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri
de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O'nun dışında (yine)
Allah'tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar. Sonra
tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah,
(yalnızca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir. (Tevbe Suresi,
118)
Boş Emellerin Peşindedirler
O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.
Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun.
İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi, 2-3)
Kuruntular İçinde Yaşarlar
(Şeytan) Onlara vaatler ediyor, onları en olmadık
kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka
birşey va'detmez. (Nisa Suresi, 120)
(Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle
birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye
düşürdünüz, (Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz,
(Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular
yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve
o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta
masumca sizden görünerek) aldatmış oldu." (Hadid Suresi, 14)
Denizin Yarılması ve İnkarcıların Suda Boğulmaları
Ve sizin için denizi ikiye yarıp sizi kurtardığımızı
ve Firavun'un adamlarını -gözlerinizin önünde- boğduğumuzu hatırlayın.
(Bakara Suresi, 50)
Gökten İnen Azaplar
Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir
başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa
karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azap indirdik. (Bakara Suresi,
59)
Ve onların üzerine bir (azap) sağanağı yağdırdık.
Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte. (Araf Suresi,
84)
"Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana
verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp-yıkan bir afet' gönderir
de kaygan bir toprak kesiliverir." (Kehf Suresi, 40)
Suda Boğulmaları
Böylelikle, onları o yerden sürüp-sarsıntıya uğratmayı
istedi, Biz de onu ve beraberindekileri hepbirlikte boğuverdik.
(İsra Suresi, 103)
Sonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk.
(Şuara Suresi, 120)
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte
olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda-boğduk. Çünkü
onlar kör bir kavimdi. (Araf Suresi, 64)
Fakat onu yalanladılar; Biz de onu ve gemide onunla
birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi
yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına
bir bak. (Yunus Suresi, 73)
Nuh'un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları
suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı
bir azap hazırladık. (Furkan Suresi, 37)
Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye
vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası
kocaman bir dağ gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklaştırdık. Musa'yı
ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk. Sonra ötekileri
suda boğduk. (Şuara Suresi, 63-66)
Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden 'ona yardım
edip-öcünü aldık'. Şüphesiz onlar, kötü bir kavimdi, Biz de onların
tümünü suya batırıp boğduk. (Enbiya Suresi, 77)
Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık.
Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak. (Kasas
Suresi, 40)
Sonunda Bizi öfkelendirince, Biz de onlardan intikam
aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk. (Zuhruf Suresi,
55)
"Denizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak
bir ordudur." (Duhan Suresi, 24)
Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp
denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.' (Zariyat Suresi,
40)
Sarsıntı Tutması-Deprem
Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu
da, kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (Araf
Suresi, 78)
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız
bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında dizüstü
çökmüş olarak sabahladılar. (Ankebut Suresi, 37)
Kuraklık-Ürün Kıtlığı Olması
Andolsun, Biz de Firavun aile (çevre)sini belki
öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına
uğrattık. (Araf Suresi, 130)
Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve
huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat
Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına
karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı. (Nahl Suresi,
112)
Çeşitli Hayvanların Musallat Edilmesi
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak
üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat
kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.
(Araf Suresi, 133)
Sel Afeti
Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara
Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli,
acı ılgınlı ve içinde az birşey de sedir ağacı olan iki bahçeye
dönüştürdük. (Sebe Suresi, 16)
Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık.
Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek
üzere) birleşti. (Kamer Suresi, 12)
Denildi ki: "Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen
de tut." Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi (dağı) üstünde
durdu ve zalimler topluluğuna da: "Uzak olsunlar" denildi. (Hud
Suresi, 44)
Dayanılmaz Bir Ses
O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de
kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (Hud Suresi,
67)
Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle
Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri
dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş
olarak sabahladılar. (Hud Suresi, 94)
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde
onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi. (Hicr Suresi,
73)
Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere,
o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü
kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun. (Müminun Suresi, 41)
Bu nedenle Semud (halkı), korkunç bir sesle helak
edildi. (Hakka Suresi, 5)
Balçıktan Taş Yağması
Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik
ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık;
(Hud Suresi, 82)
Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve
üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. (Hicr Suresi, 74)
Fırtına
Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden
veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden
emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız. Veya sizi
bir kere daha ona (denize) gönderip üzerinize kırıp geçiren bir
fırtına salarak nankörlük etmeniz nedeniyle sizi batırmasına karşı
emin misiniz? Sonra onun öcünü Bize karşı alacak (kimseyi de) bulamazsınız.
(İsra Suresi, 68-69)
Andolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak)
gönderdik, içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı.
Sonunda onlar zulme devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.
(Ankebut Suresi, 14)
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde
üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. İnsanları
söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp-kopmuş hurma kütükleriymiş
gibi. (Kamer Suresi, 19-20)
Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga
gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azaptan ayrı tuttuk;) onları
seher vakti kurtardık; (Kamer Suresi, 34)
Ad (halkın)a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın
bir kasırga ile helak edildiler. (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz
gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin,
orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını
görürsün. (Hakka Suresi, 6-7)
Yağmur
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların
yağmuru ne kötü. (Şuara Suresi, 173), (Neml Suresi, 58)
Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış
bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır,
onlar dirilmeyi ummuyorlardı. (Furkan Suresi, 40)
Biz de 'bardaktan boşanırcasına akan' bir su ile
göğün kapılarını açtık. (Kamer Suresi, 11)
Gölgelik Günün Azabı
Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün
azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı. (Şuara Suresi,
189)
Yıldırım
Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de
ki: "Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir
yıldırımla uyardım." (Fussilet Suresi, 13)
Ancak Rablerinin emrine başkaldırdılar; böylece
bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı. (Zariyat Suresi,
44)
Semud'a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik,
fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları
şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.
(Fussilet Suresi, 17)
Göğün Duman Getirmesi
Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği
günü gözle; (Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı
bir azaptır. (Duhan Suresi, 10-11)
Rüzgar ve Bulut
Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek
gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, "Bu bize yağmur yağdıracak
bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir.
Bir rüzgar; onda acı bir azap vardır. Rabbinin emriyle herşeyi yerle
bir eder. Böylece meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez
duruma düştüler. İşte Biz, suçlu-günahkar bir kavmi böyle cezalandırırız.
(Ahkaf Suresi, 24-25)
Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların
üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik. Üzerinden geçtiği
hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu. (Zariyat
Suresi, 41-42)
Yoksa gökte olanın üzerinize 'taş yağdıran (fırtınalı)
bir rüzgar' göndermeyeceğinden emin misiniz? Siz o takdirde Benim
uyarmam nasılmış bilip-öğreneceksiniz. Andolsun, kendilerinden öncekiler
de yalanladı. Fakat Beni inkar (etmelerine karşılık verdiğim azap)
nasılmış? (Mülk Suresi,17-18)
Çamurdan Taş Yağması
"Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş)
taşlar yağdırmak için." (Zariyat Suresi, 33)
Yerin Dibine Geçme
Altı üstüne gelen (Lut kavminin) şehirlerini de
O yerin dibine geçirdi. (Necm Suresi, 53)

|