|

Kuran'da İkram
Cennetteki İkram
Kaynağından Doldurulmuş Testiler, İbrikler,
Kadehler
Kaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde
dolaşılır. (Saffat Suresi, 45)
Dopdolu kadehler. (Nebe Suresi, 34)
Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden
geçip akılları çelinir. (Vakıa Suresi, 19)
Arzulayıp Seçecekleri Meyveler
Arzulayıp-seçecekleri meyveler, (Vakıa Suresi,
20)
Orda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar;
(Duhan Suresi, 55)
Ve (daha) birçok meyveler arasında, (Vakıa Suresi,
32)
İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orda birçok meyve
ve şarap istemektedirler. (Sad Suresi, 51)
Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve
etten bol bol verdik. (Tur Suresi, 22)
Çeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir. (Saffat
Suresi, 42)
İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar
vardır. (Rahman Suresi, 68)
Yüklü Dalları Bükülmüş Kiraz Ağaçları
Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), (Vakıa
Suresi, 28)
Muz Ağaçları
Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,
(Vakıa Suresi, 29)
Devşirilmesi Kolay Meyveler
(Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri
kolaylaştırılmış (İnsan Suresi, 14)
Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde
yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın
(kolay)dır. (Rahman Suresi, 54)
Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.
(Hakka Suresi, 23)
Kuş Eti
Canlarının çektiği kuş eti. (Vakıa Suresi, 21)
Et
Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve
etten bol bol verdik. (Tur Suresi, 22)
Yemişleri Süreklidir
Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından
ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların
(mutlu) sonudur, inkâr edenlerin sonu ise ateştir. (Rad Suresi,
35)
Hurma ve Nar
İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar
vardır. (Rahman Suresi, 68)
Taptaze Meyveler
Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları
herşey onlarındır. (Yasin Suresi, 57)
İçenlere Lezzet Veren Bir İçki
Bembeyaz; içenlere lezzet (veren bir içki). (Saffat
Suresi, 46)
Orada bir kadeh kapışır-çekişirler ki, onda ne
'boş ve saçma bir söz', ne günaha sokma yoktur. (Tur Suresi, 23)
Kaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerinde
dolaşılır. (Saffat Suresi, 45)
Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip,
akılları çelinir. (Saffat Suresi, 47)
Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden
geçip akılları çelinir. (Vakıa Suresi, 19)
Şüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan
bir kadehten içerler. Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri
bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar. (İnsan Suresi,
5-6)
Altın Tepsiler ve Testiler
"Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle
dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk)
aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız." (Zuhruf Suresi,
71)
Bozulmayan Tadı Değişmeyen Nimetler
Takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (şudur):
İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar,
içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar
vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden
bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafaatlanan bir kişi), ateşin
içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını 'parça parça koparan'
kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu? (Muhammed Suresi, 15)
Hz. İbrahim'in İnce İkramı
Andolsun, elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldikleri
zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden
kızartılmış bir buzağı getirdi. Ellerinin ona uzanmadığını görünce
(İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler
ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik." (Hud Suresi, 69-70)
Sana İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi
mi? Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam"
demişti. "(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk." Hemen
(onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı
ile (geri) geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez
misiniz?" dedi. (Zariyat Suresi, 24-27)
Allah'ın Havarilere İndirdiği Sofra
Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten
bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen'den
de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın"
demişti. (Maide Suresi, 114)
Allah'ın İkramına Layık Gördüğü Kullar: Melekler
"Rahman (olan Allah) çocuk edindi" dediler. O,
(bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, onlar (melekler) ikrama layık
görülmüş kullardır. (Enbiya Suresi, 26)
Allah'ın İkrama Layık Gördüğü Kullar:Cennet
Halkı
Çeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir. (Saffat
Suresi, 42)
Allah'ın İkram Sahibi Olması
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi)
baki kalacaktır. (Rahman Suresi, 27)
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne yücedir.
(Rahman Suresi, 78)
Allah'ın Tüm İnsanlara İkramı
Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden
geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram
etti" der. (Fecr Suresi, 15)
"Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza
karşılık olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için." (Hakka Suresi, 24)
Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda
ibrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim
diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim"
demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah güneşi doğudan getirir,
(hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkârcı böylece afallayıp
kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara
Suresi, 258)
Hani ibrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini
göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır
(inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört
kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir
parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak
gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm
ve hikmet sahibidir." (Bakara Suresi, 260)
Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit
yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden
bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:)
"Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz?
(Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz
vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu
ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini
tanımazlıkları ve Peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine)
bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi,
61)
Hz. Meryem'e Allah'ın İkramı
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul
etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu
kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek
buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır.
Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi. (Al-i
İmran Suresi, 37)
Yetime İkram Eden Müminler
Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği,
yoksula, yetime ve esire yedirirler. (İnsan Suresi, 8)
Yetime İkram Etmeyenler
Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. (Fecr
Suresi, 17)
Bıldırcın ve Kudret Helvası
Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret
helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin
temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi
nefislerine zulmettiler. (Bakara Suresi, 57)
Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar
olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden
su istediğinde Musa'ya: "Asan'la taşa vur" diye vahyettik. Ondan
on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su
içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara
kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) "Size
rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." Onlar bize
zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Araf Suresi,
160)
Ey İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan
kurtardık. Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret
helvasıyla bıldırcın indirdik. (Taha Suresi, 80)
|