|

Gösteriş İçin İnfak Etmemek
İnfak etme konusunda Allah'ın hoşnut olmayacağı bir tavır da bu
ibadete gösterişin karışmasıdır. Gösteriş amacıyla infak etmek inkar
edenlere özgü bir davranıştır:
Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye
infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime
arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. (Nisa Suresi, 38)
Ancak yine mümin de kendini böyle bir hatadan müstağni görmemeli,
infak ederken bilinçaltında da olsa, niyetine, saf Allah rızası
dışında amaçların, beklentilerin karışmamasına dikkat etmelidir.
"İnfak etmedi, az verdi demesinler", "kınamasınlar","canını malını
satmış, takva sahibi desinler", "en çok infak eden desinler", "çok
üstün bir imana sahip desinler", "daha çok itibar etsinler, sevgi
ve saygı göstersinler", "makam, mevki, imkan versinler" gibi şeytani
telkinlerin, fark etmeden niyetine karışıp amelini şirke dönüştürmesine,
ahiretini tehlikeye sokmasına asla fırsat vermemelidir.
BOŞ KONUŞMAMAK
Boş konuşma, içinde Allah'ın anılmadığı, Allah'ın rızasının gözetilmediği,
insanın ahiretine bir fayda sağlamayan konuşmalara denir. Hiçbir
faydası olmadığı ve ruha da sıkıntı verdiği halde cahiliye insanı,
vaktinin büyük bir kısmını boş konuşmalar ile geçirir. İnsanları
biraraya geldiklerinde boş konuşmalarla oyalamak, şeytanın en büyük
hilelerinden biridir. Bu yöntemle şeytan, insanları Allah'ı anmaktan
alıkoymak, Allah'ın etrafta Kendi varlığının delilleri olarak yarattığı
sayısız ayet ve mucizeyi görmelerini, tefekkür etmelerini, yaratılış
amaçlarını düşünmelerini engellemek ve ahiret için kullanmaları
gereken değerli zamanlarını boşa harcatmak ister.
Şeytan insanları, sosyal sınıflarına, kültür ve zeka seviyelerine
göre, onlara nefs ve hevalarına en çok hitap eden konuları telkin
ederek, sürekli boş konuşmalara sevk eder. Örneğin oldukça alt bir
kültür seviyesine sahip olan insanlar arasında daha çok, kendi terimleriyle,
"maç muhabbeti", "delikanlılık muhabbeti", "çocuk, yemek, ev muhabbeti"
adını verdikleri konular rağbet görür. İş dünyasını kapsayan diğer
bir kesimde de gerekli gereksiz her türlü ticari, ekonomik konu,
borsa, faiz gibi konular insanların günlük hayatlarının tamamını
meşgul eder. Kendini aydın, entelektüel, kültürlü olarak göstermek
isteyen bir grup da kendi aralarında, çeşitli siyasi ve sosyal konularda,
bugüne kadar hiçbir somut faydası görülmemiş tartışma ve konuşmalarla
zamanlarını boşa harcarlar. Çok önemli sorunları çözdüklerini sanırlar.
Çoğu zaman televizyonlardaki açık oturumlarda saatlerce, hiçbir
zaman çözüme varamayacaklarını, bunların bir işe yaramadığını bildikleri
halde, sırf kendilerini göstermek, toplumu ve çevresini düşünen,
problem çözücü kişi imajı vermek çabasıyla tartışırlar. Üste çıkmaya,
öne geçmeye çalışarak çeşitli komplekslerini tatmin etmeye uğraşırlar.
Kimi zaman konu din olduğunda da, bazıları, bu boş ve amaçsız konuşma
ortamını dine saldırma, kin ve nefretlerini ortaya koymak için fırsat
bilirler. Allah ayetinde bu insanların tavırlarından şöyle bahseder:
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah'ın
yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün
'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı
bir azab vardır. (Lokman Suresi, 6)
Boş konuşma nasıl inkarcıların belirleyici özelliğiyse, boş konuşmalara
itibar etmemek, bundan rahatsız olmak da müminlerin özelliğidir.
Ki onlar, yalan şahitlikte bulunmayanlar, boş ve
yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.
(Furkan Suresi, 72)
'Boş ve yararsız olan sözü' işittikleri zaman ondan
yüz çevirirler ve: "Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz
sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz" derler.
(Kasas Suresi, 55)
Şeytan, her türlü sapkın konuda olduğu gibi, bu Kuran dışı cahiliye
alışkanlığını da meşru kılıflar altında müminlerin yaşamına sokmak
için çalışacak, müminlerin boş bulundukları anı kollayacaktır. Bu
yüzden mümin her zaman uyanık olmalı, bu tür ortamlarla karşılaştığında
kendini kaptırmadığı gibi, derhal müdahale ederek Allah'ın anıldığı
bir ortam sağlamalıdır. Mümin, inkarcıların, cahillik, akılsızlık,
boş konuşma gibi, küçük ve basit olmanın göstergesi olan alışkanlıklarını
ve ahlak özelliklerini hiçbir zaman kendine yakıştırmamalıdır.
Cennette, müminin ruhunu sıkan her türlü azap gibi, boş konuşmanın
da olmaması çok büyük bir nimettir:
Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah,
onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun vaadi yerine
gelecektir. Onda 'boş bir söz' işitmezler; sadece selam(ı işitirler).
Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. (Meryem Suresi,
61-62)
BOŞ ŞEYLERDEN YÜZ ÇEVİRMEK
Müminler boş ve amaçsız konuşmalara itibar etmedikleri gibi, ahiretleri
için bir yarar sağlamayacak, hatta onlara zarar verecek boş işlerle
de vakit kaybetmezler. Müminlerin bu vasfı ayette şöyle tanımlanmıştır:
Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir.
(Müminun Suresi, 3)
Allah'ın rızasına yönelik olmayan her iş Kuran'da belirtilen bu
boş şeylerin kapsamına girer. İnsan Kuran'da emredilen çok önemli
bir ibadeti bile, Allah'ın rızası dışında, alışkanlık olduğu için
veya o anda kolayına geldiği için veya öncelikli fakat nefsine ağır
gelen başka bir işten kaçmak için veya herkes yapıyor diye yaparsa
yaptığı iş boşa gidebilir.
Müminlerin Kuran'da belirlenmiş ve günlük hayatlarında yapmaları
farz olan çeşitli ibadetler vardır. Bunların dışında mümin zamanını
İslam'a en faydalı olacağı, Allah'ın rızasını en fazla kazanacağı
işlerle geçirmeli, bu işlerden en yüksek verimi alacak şekilde kendini
geliştirmelidir.
Yapılan işlerdeki öncelik ve aciliyet sırası da çok önemlidir.
Belli zamanlarda yapılması gerekli olan işleri başka zamanda yapmaya
kalkışmak emek ve zaman kaybına yol açabilir. Çünkü o anda yapılması
çok daha zaruri ve öncelikli işler olabilir. Tüm bu nedenlerle,
mümin, cahiliyenin hayatı boyunca kendini kaptırdığı boş işlerle
ilgilenmemeyi yeterli görmemeli, yaptığı salih amellere nefsinin
karışmamasına, her zaman Allah rızasının daha çok olduğu bir işi
daha az olan birine tercih etmeye özen göstermelidir. (Bkz. "Bir
işten boşaldığında başka bir işle uğraşmak" bölümü )
NAMAZDA HUŞU İÇİNDE OLMAK
Hergün düzenli olarak yapılması farz olan, vakitleri belli ibadetler
vardır. Ancak bu ibadetleri sürekli olarak yerine getiriyor olmak
müminlerde hiçbir zaman için düşünülmeden sadece alışkanlıkla yerine
getirilen uygulamalara dönüşmez. Tam tersine bu ibadeti Allah için
yaptığını bilmek mümine her seferinde yeni bir heyecan ve yeni bir
şevk vermelidir. Namaz da bu şekilde sürekli olarak uygulanan ibadetlerdendir.
Kuran'da, müminlerin namazlarında huşu içinde oldukları bildirilmiştir:
Müminler gerçekten felah bulmuştur. Onlar namazlarında
hûşû içinde olanlardır. (Müminun Suresi, 1-2)
Huşu, Allah'a karşı duyulan "saygı dolu bir korku" anlamına gelir.
İnsanın namazda içerisinde bulunması gereken ruh hali de budur.
Bilinçsizce, düşünmeden, samimiyetle Allah'a yönelmeden yapılan
ibadetlerin, süresi ve zorluğu ne olursa olsun, Allah katında herhangi
bir değeri olmayabilir. İnsanın yaptığı ibadet onun Allah'a olan
yakınlığını, takvasını artırıyor, tefekkür ve maneviyatını geliştiriyor,
ahlakını güzelleştiriyor ve bu kişiyi kötülüklerden alıkoyuyorsa
o zaman bu ibadetten Allah'ın hoşnut olması umulabilir.
Yalnızca ahiret yurdunu arayan, dünyanın gerçek mahiyetini kavramış
akıllı bir mümin, sonsuz azaptan kurtulmak ve cennette daha üstün
derecelere ulaşabilmek için yaptığı her işi sonsuz hayatına etki
edecek birer vesile olarak görür. Eline geçen, karşısına çıkan ecir
fırsatlarını kaçırmaz. Bu fırsatları en bilinçli şekilde değerlendirir.
Bunun sonucu olarak da ayette belirtilen felaha kavuşur.
|