|

Cehennem
... O düşündü ve bir ölçü tespit etti. Kahrolası,
nasıl bir ölçü koydu? Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Sonra
bir baktı. Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti. Sonra da sırt
çevirdi ve büyüklük tasladı. Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak
öğrenilen' bir büyüdür" dedi. "Bu, bir beşer sözünden
başkası değildir." Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.
Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin? Ne alıkoyar, ne bırakır.
Beşere delicesine susamıştır.
(Müddessir Suresi, 18-29)
ALDANMALAR VE GERÇEKLER
İnkar edenlerin içinde sonsuza kadar kalacakları yer, bedenlerine
ve ruhlarına acı tattırmak için özel olarak yaratılmış olan "cehennem"dir.
Çünkü inkar edenler suçludurlar ve Allah'ın adaleti, her suç için
bir ceza gerektirir. İşledikleri suç ise, olabilecek en büyük suçtur.
İnsanın kendisini yaratan, ona can veren Allah'a isyan ve nankörlük
etmesi, tüm evrendeki en büyük suçtur. Böyle büyük bir suça da büyük
bir ceza gerekir ki, cehennem bu adaleti yerine getirmek için vardır.
İnsan Allah'a kul olsun diye yaratılmıştır. Yaratılış amacını reddederse,
karşılığını görür. Allah, bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
... Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler;
cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (Mü'min Suresi,
60)
Madem cehennem vardır, o halde insanlığın en büyük meselesi bu
olmalıdır. Bizim için en büyük tehlike cehennemdir ve hiçbir şey,
kendimizi cehennemden korumaktan daha önemli değildir. Dünya üzerindeki
hiçbir iş, cehennemden kurtulmak için yapılacak işlerden önemli
olamaz.
Bu açık gerçeğe karşın, insanların çok büyük bir bölümü bir tür
sarhoşluk içindedirler. Kendilerine başka dertler bulurlar. Önemsiz
bir konu için aylarca, yıllarca didinirler de, kendileri için en
büyük tehlike olan cehennemi düşünmezler bile. Ateş yanıbaşlarındadır,
ama bunu fark edemeyecek kadar kördürler. Kuran'da, "daimi
sarhoşluk" (gaflet) halindeki bu çoğunluktan şöyle söz edilir:
İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri
ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar. Rablerinden kendilerine yeni
bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.
Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır... (Enbiya Suresi, 1-3)
İnsanları kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Anlamsız saplantılar
üzerine tüm hayatlarını harcamaktadırlar. Kimisi işinde yükselmeyi,
kimisi "mutlu bir yuva" kurmayı, çok para kazanmayı ya
da boş bir ideolojiyi savunmayı hayatının amacı haline getirmiştir.
Önlerindeki büyük tehlikenin ise farkında değildirler. Cehenneme
karşı olan duyarsızlıkları, konu hakkında kulladıkları üsluptan
bile hemen anlaşılır. Bu tür insanların oluşturduğu "cahiliye
toplumu" içinde hemen herkes anlamını tam olarak kavramadan
cehennnem sözcüğünü sık sık telaffuz eder. Bu kelime kimi zaman
esprilere dahi konu olur. Hiç kimse bu kelimenin anlamı üzerinde
uzun uzun durmaz. İşte en büyük hata burada yapılır. Cehennem genel
olarak hayali bir kavram olarak kabul görür.
Oysa cehennem, inkarcıların şiddetle bağlandıkları bu dünyadan
daha gerçektir. Dünya yok olacaktır, ama cehennem sonsuza dek vardır.
Dünyayı, evreni ve insanı eşi benzeri bulunmayan sayısız denge ve
ayrıntı üzerinde kusursuz bir sanatla yaratan Allah, aynı şekilde
ahireti ve cehennemi de yaratmıştır. Ve cehennem azabını bütün müşrik,
münafık ve kafirlere vaat etmiştir.
Yaratılmış en kötü mekan olan cehennem, hayal gücünün alabileceğinden
çok öte bir azap kaynağıdır. Bu azap Allah'ın şanına yakışır bir
sanatla yaratılmıştır ve dünyada mümkün olan en büyük acılardan
kat kat şiddetli acılar içerir.
Bir başka büyük gerçek ise bu azabın cehenneme giren herkes için
"sonsuza dek" sürecek olmasıdır. Cahiliye toplumu içindeki
birçok insan, cehennem azabının belirli bir zaman süreceği, sonra
da bağışlanacakları gibi bir hurafeye inanır. Bu inanç özellikle
kendilerini Müslüman sayıp, ibadetlerini tam olarak yapmayanlar
arasında oldukça yaygındır. Bu kişiler dünya hayatından istedikleri
kadar yararlanıp, bunun karşılığında cehennemde bir süre kalacaklarını,
daha sonra affedileceklerini zannederler. Ama kendilerini bekleyen
son, tahmin ettiklerinden çok daha acıdır. Çünkü cehennem sonsuza
dek sürecek bir azap mekanıdır. Kuran'ın hiçbir ayetinde, cehennemde
"biraz" azap görüp, sonra da cennete alınacak insanlardan
söz edilmez. Aksine, ilgili tüm ayetler, sürekli olarak cehennemin
kafirler için yaratıldığını ve azabının sonsuza dek sürdüğünü, geriye
hiçbir dönüş olmadığını vurgulamaktadır. İnkar edenler,
"bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır." (Nebe Suresi,
23)
"Biraz yanıp sonra da cennete girme" şeklindeki hurafe
ise, bazı insanların kendilerini avutup aldatmak için uydurdukları
bir safsatadır. Nitekim Kuran'da buna da dikkat çekilir. Aynı şeyi
Yahudiler de öne sürmüşlerdir:
Dediler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş
asla bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid
mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı
bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" Hayır; kim bir kötülük
işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar, ateşin halkıdırlar,
orada süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 80-81)
Kendisini yaratan, kendisine "işitme, görme ve kalp"
veren Allah'a karşı, hayatını nankörlük ve isyan içinde geçiren
kimse, sonsuz azabı hak etmiştir. (Nahl Suresi, 78) Kendisini avutmak
için öne sürdüğü bahanelerin hiçbir yararı olmayacaktır. Dünyada
iken yaptığı taşkınlıklar, Allah'ın dinine karşı gösterdiği kayıtsızlık
ve hatta hınç, hakkındaki hükmü kesinleştirmiştir. Bir ayette, bu
durum şöyle anlatılır:
Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu
zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin.
Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler.
De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş...
Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır. Ne kötü bir duraktır."
(Hac Suresi, 72)
Dünyada iken Allah'a karşı büyüklük taslamış, müminlere karşı
da düşmanlık beslemiş olanlara, mahşer günü şöyle denecektir:
Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin
kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.
(Nahl Suresi, 29)
Cehennemin en korkunç özelliği azabın hiçbir zaman bitmeyecek
olmasıdır. İçine bir kez girdikten sonra artık geri dönüş yoktur.
Tek gerçek sonsuza kadar sürecek ateş azabıdır. Allah'ın kahredici
("Kahhar") sıfatının en çok tecelli ettiği nokta budur.
Bununla yüzyüze gelen insan ruhen sonsuz yıkıma uğrar. Çünkü artık
hiçbir umut kalmamıştır. Kuran'da, cehennemliklerin çaresizliği
şöyle anlatılır:
Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma
yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler
ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın"
denir. (Secde Suresi, 20)
... Ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama
yerinizdir. Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.
(Enam Suresi, 128)
Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller.
Onlar için sürekli bir azab vardır. (Maide Suresi, 37)

|