|

HİKMET VE ANLATIM ÇARPICILIĞI
ALLAH KATINDAN VERİLEN BİR NİMETTİR
Hikmet ve anlatım çarpıcılığı, Allah'ın ayetlerinde de bildirdiği
gibi, insanlara Allah katından bir nimet olarak verilen özelliklerdir.
Allah bunu ayetlerinde şöyle bildirir:
Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine
hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden
başkası öğüt alıp-düşünmez. (Bakara Suresi, 269)
Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım
çarpıcılığını vermiştik. (Sad Suresi, 20)
Konuşmada hikmet ve anlatım çarpıcılığı insanlara verilmiş büyük
bir hayır ve güzelliktir. Bir konu çok çeşitli şekillerde, farklı
insanlar tarafından farklı üsluplarla anlatılabilir. Ancak asıl
etkili olan hikmetli ve çarpıcı bir anlatıma sahip olandır. Böyle
bir anlatım insanların dikkatlerini açar, onların gafletten uyanmalarını
sağlar, en iyi bildikleri ama üzerinde hiç düşünmedikleri konular
üzerinde düşünmelerine, gerçeklerin çok açık olarak görülmesine
neden olur. Hikmetli bir anlatımda, konular gereksiz uzatılmaz.
Herşey en kısa, en özlü ama en anlaşılır ve etkileyici şekliyle
anlatılır. Başka bir insanın saatlerce konuşarak anlatacağı bir
konuyu, hikmet sahibi bir insan bir iki samimi cümle ile açıklar
ve bu açıklaması karşısındaki kişide önemli bir etki bırakır. Şu
çok önemlidir; hikmetli konuşmak öğrenilecek, dersi alınacak bir
konu değildir. Kuralları, incelikleri olmaz. Hikmet ve anlatım çarpıcılığı
için samimi olmak ve Allah katından bu nimetleri istemek gerekir.
Allah, dilediğine hikmetli konuşmayı konuşma anında ilham eder.
Hikmete ve anlatım çarpıcılığına en güzel örnek Allah'ın sözü olan
Kuran'dır. Allah, tüm kitaplarını aynı hikmetle göndermiştir. Bu
gerçek ayetlerde şöyle bildirilir:
Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve
bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi. (Ki her
biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar
sağlamıyor. (Kamer Suresi, 4-5)
İNSAN DÜŞÜNCE VE NİYETİNDEN DE SORGULANACAKTIR
Yapılan tüm ibadetlerin gönülden, sadece Allah rızası gözetilerek
yapılması Kuran'da bildirilir. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
… Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi
için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha
hayırlıdır. (Bakara Suresi, 184)
Namazları ve orta namazını (üstlerine düşerek,
titizlik göstererek) koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler
olarak (namaza) durun. (Bakara Suresi, 238)
Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti;
Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden
değildi. (Nahl Suresi, 120)
Allah, Kuran'da gösteriş için infak eden veya gösteriş için namaz
kılan insanlar olduğunu haber verir. Ancak ayetlerde haber verildiği
gibi, namaz kılan, oruç tutan, zekat veren, itaat eden bir insanın
asıl olarak niyeti, kalbinden geçirdikleri önemlidir. Bu insanlar,
namaz kılarken Allah'ı düşünmüyor, O'nun karşısında ne kadar aciz
ve boyun eğici olduğunu düşünmeden sadece ağızlarıyla dua ve tespihleri
yapıyor olabilirler. Veya bir insan sürekli hayır işleri yapıyor,
okullar açıp, fakirlere yardım ediyor olabilir. Ancak bu insan eğer
bu yaptıklarını, Allah'ın kendisinden hoşnut olmasını dileyerek,
Allah'a karşı aciz ve muhtaç olduğunu düşünerek, ahiretten korkarak
yapmıyorsa yaptıkları Allah katında kabul edilmeyebilir.
Allah, insanların kestikleri kurbanların kanlarının değil, takvalarının
Kendisine ulaşacağını bir ayette şöyle bildirir:
Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah'a
ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin
için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı
tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver. (Hac Suresi,
37)
Birçok insanın en önemli yanılgılarından biri, sadece amel olarak
yaptıklarından sorgulanacaklarını zannetmeleridir. Oysa Allah, insanın
niyetinden, düşüncelerinden, kalplerinde gizlediklerinden de sorgulanacağını
bildirir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini
açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker.
Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Allah, herşeye
güç yetirendir. (Bakara Suresi, 284)
Allah, her insanın kalbini, düşüncesini, bilinçaltını, insanlardan
gizlediklerini en iyi bilendir. Allah kişi ile kalbi arasındadır.
Dolayısıyla insan Allah'tan hiçbir şeyini gizli tutamaz. Aklından
geçen bir şüphe, vesvese, müminler hakkındaki gerçek düşünceleri,
Kuran hakkındaki inancı, ibadetleri yaparken aklından geçenleri
Allah tek tek bilmekte ve tüm bunlar melekler tarafından yazılmaktadır.
Örneğin bir ibadeti eğer isteksizce yapıyorsa, içinden olumsuz düşünceler
geçiyorsa Allah bunu bilir. Ve insan her birini ahiret gününde karşısında
bulacaktır. İnsanın kurtuluşunun yollarından biri, kalbinin temiz
olması, dini yüzeysel değil, kalbinde, düşüncelerinde samimi olarak
yaşamasıdır. Kısa ve geçici bir hayat için, ahiretteki sonsuz ve
gerçek hayatı gözardı etmesi büyük bir akılsızlık olur. Allah'ın
dünya hayatının geçiciliği hakkında insanları uyardığı ayetlerden
bazıları şöyledir:
Ey kavmim, gerçekten bu dünya hayatı, yalnızca
bir meta (kısa süreli bir yararlanma)dır. Şüphesiz ahiret, (asıl)
karar kılınan yurt odur. (Mümin Suresi, 39)
Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı
seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar. (İnsan
Suresi, 27)
KALPLERDE SEVGİ YARATAN ALLAH'TIR
İnsanların kalplerine sevgi ve dostluk verenin Allah olduğu birçok
ayette bildirilir. Örneğin Allah, bir ayette müminleri biraraya
getirenin, onların arasını düzeltip onları kardeş olarak birleştirenin
Kendisi olduğunu şöyle bildirmiştir:
Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp
ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani
siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı
ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz,
tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki
hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i
İmran Suresi, 103)
Allah, başka ayetlerinde ise, iman edenlere sevgi kılanın, onlara
sevgi duyarlılığı verenin Kendisi olduğunu bildirmektedir.
Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik
(de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem Suresi, 13)
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise,
Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi,
96)
Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi
nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet
kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir
kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi, 21)
Allah, düşmanlığı olan kişilerle de müminler arasında bir sevgi
kılacağını söyler. Bu hem müminlerin hem de diğer tüm insanların
kalplerinin Allah'a ait olduğunu gösteren bir başka ayettir.
Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı
düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgibağı kılar. Allah, güç
yetirendir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine
Suresi, 7)
 
|