|

Giriş
Hayatınız boyunca güzel bir şeyi elde etmek için hep bir çaba ve
emek sarf etmişsinizdir. Eğitim hayatınızı düşünün. O dönemden aklınızda
en çok yer eden şeyler, muhtemelen sık sık karşılaştığınız sınavlardır.
Bunların içinde en önemlisi ise, kuşkusuz üniversite sınavıdır.
Çoğu genç insan üniversite sınavını hayatının dönüm noktası olarak
tanımlar. Çünkü geleceklerini nasıl şekillendireceklerini bu üç
dört saatlik imtihanın sonucunda belirleyeceklerini düşünürler.
Bu nedenle yıllarca çalışır, uykusuz kalır, pek çok sosyal faaliyetten,
tatil ve eğlenceden uzak durup, kendilerini sadece derslerine verirler.
Tek amaçları istedikleri üniversiteye girebilmektir. Bu amaca ulaşabilmek
için büyük bir sabır ve kararlılık gösterirler.
Aynı şekilde hayattaki en büyük amacı güzel bir ev sahibi olmak
olan bir kişiyi düşünün. Bu evi elde etmek için önce yeteri kadar
maddi güce sahip olabilmesi gereklidir. Bunun için gece gündüz demeden
iyi bir iş sahibi olabilmek, mevkisini yükseltebilmek, dolayısıyla
maddi kazancını artırabilmek için çalışıp çabalar. Ancak böyle uzun
süreli ve özverili bir çalışmadan sonra o kişinin istediği evi satın
alması veya inşa ettirmesi ve evin içine girip yaşaması mümkün olur.
Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi, insanın bir güzelliğe ya da
uğrunda pek çok şeyi göze aldığı hedefine ulaşabilmesi için kimi
zaman yıllarca süren bir çaba, kararlılık ve dirayet göstermesi,
karşılaştığı zorlukları sabırla karşılaması gerekebilir. Bunların
yanı sıra insanın maddi güç ya da toplum içinde itibar, şöhret ve
belli bir kariyer elde etmek gibi hedefleri varsa; bunlar için de
ciddi bir çaba sarf etmesi ve bazı zorlukları göze alması, halk
içinde kullanılan tabiriyle "kendinden bir şeyler vermesi"
gerekir.
Ancak burada çok önemli bir noktayı hatırlatmalıyız: Yukarıda saydığımız
örnekler, insanın dünyadaki kısa hayatı boyunca elde edeceği geçici
yararlarla ilgilidir. Ve bu yararların hepsi ya ölümle birlikte
veya henüz dünyadayken herhangi bir sebeple aniden elinden çıkabilir.
Örneğin yıllarını sınav günü başarılı olmak için durmaksızın çalışarak
geçiren bir genç, başına gelen bir kaza ile sınava giremeden hayatını
yitirebilir. Veya yıllar süren bir emek sonucunda sahip olduğu evi
yakıp yıkacak olan bir felaket, insanın çabasını, emeğini bir anda
yok edebilir.
Görüldüğü gibi dünya hayatında elde edilmek istenen yararların
tümü -ne kadar ciddi bir çaba harcansa da- geçicidir. Ama bunların
yanı sıra bir de asla kaybolmayacak olan, asla tükenmeyecek güzelliklerin,
sonsuz yararların bulunduğu ve insanın ebediyete kadar kalacağı
gerçek bir hayat vardır. Bu, inanan insanların dünya hayatı boyunca
ulaşmak için ciddi bir çaba sarf ettikleri, tüm diğer konuların
çok daha üstünde tuttukları, asla akıllarından çıkarmadıkları ölümden
sonraki ahiret hayatıdır.
İşte insanın sonsuz ahiret yurduna ulaşmak için denendiği yer de
"dünya hayatı"dır. İnsan, yeryüzünde bulunduğu sürece
ahirete yönelik bir sınav yaşamakta ve bu konuda gösterdiği çabayla
denenmektedir. Hayat, gerçekte Allah'ın bizleri sınamak ve eğitmek
için yarattığı geçici bir süredir. İnsan bu süre boyunca düşünmek,
böylece Rabbimizi tanımak, O'nun hükümlerine uymak ve sadece O'nun
rızasını aramakla sorumludur. Bunun yanında bu imtihan hayatı boyunca
başına gelen herşeye en güzeliyle karşılık vermek, sabretmek ve
güzel ahlak göstermekle yükümlüdür. Herşeyin Rabbimizden gelen bir
deneme olduğunu bilmek, bunlardan zevk almak, karşılaştığı her olayı
neşe ve şevkle karşılamak ise, dünyadaki imtihanın müminlere has
olan bir sırrıdır.
Şüphesiz bu sırrı kavrayan ve tüm yaşamını denendiğinin bilincinde
olarak geçiren insanlar, asla son bulmayacak ve tükenmeyecek olan
bir kazanç elde edceklerdir.
Bu kitabın amacı, çoğu zaman gaflet içinde hiç düşünmeden yaşamlarını
sürdüren insanlara bu gerçekleri bildirmektir. Ve dünya üzerinde
kendilerine amaç edindikleri şeylerin tümünden çok daha büyük bir
amaçları olması gerektiğini hatırlatmaktır.
Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik. Ancak o,
sarp yokuşa göğüs germedi. Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten
nedir? Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir; ya da açlık
gününde doyurmaktır, yakın olan bir yetimi, veya sürünen bir yoksulu.
Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti
birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır
(Ashab-ı Meymene). Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır
(Ashab-ı Meş'eme). "Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların
üzerinedir. (Beled Suresi, 10-20)
|