|

Sonuç
Şu an tüm insanlar, hızla ölüm anlarına doğru yaklaşıyorlar. Bugün
en genç insan için de, en yaşlı insan için de ölüm aynı uzaklıkta.
Çünkü kimin ne zaman ve nasıl öleceği belli değil. 68 yaşında yatağında
ölümü bekleyen bir insan için ölüm ne kadar yakınsa, 18 yaşında
yolda yürümekte olan bir genç için de aynı yakınlıkta. Belki de
o genç birkaç dakika sonra karşıdan karşıya geçerken bir kaza geçirecek
ve bu dünyada yaşadığı hayatı son bulacak. Belki de şu an onun son
dakikaları...
İşte her insanın yaşamındaki en büyük gerçeklerden biri budur.
O halde her insan bir nevi yarış içindedir. Dünyada kendisine verilen
süre içinde ahirete yönelik en fazla kazancı sağlamakla yükümlüdür.
Bediüzzaman'ın da söylediği gibi dünya iman eden insanlar için "seyyar
bir ticarethane ve kısa bir müddet için yol üstünde kurulmuş bir
pazardır."9 Yani bir insan burada çok karlı bir ticaret yapabilir
ve ahirette sonsuza kadar bu dünyada kazandığı ecirlerin karşılığını
yaşayabilir.
İşte burada sağduyu sahibi bir insana düşen vicdanının sesini dinleyip,
Allah'ın kendisini bir denemeden geçirdiğini hiçbir şekilde unutmamaktır.
Allah, bu zorlu gibi gözüken yolda insana rehber olarak Kuran'ı,
örnek olarak da elçileri ve salih müminleri göndermiştir. Samimi
kalple Allah'a yönelen bir insan karşısına ne tür bir zorluk çıkarsa
çıksın, mutlaka bir kolaylıkla karşılaşacak ve kurtuluşa erecektir.
Yani bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler
için mutlak bir kazançla noktalanmasıdır.
Bundan sonra iman eden bir insanın yapması gereken tek şey, kaderinin
izleyicisi olarak salih müminlerin ayetlerde bildirilen ahlakını
kendine örnek almasıdır. Her ne olursa olsun Allah'a sadakat gösteren,
sabır ve kararlılıkla ahirete yönelen kişilerin durumu Kuran'da
şöyle haber verilmiştir:
Nice Peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler
savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük
ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler.
Allah, sabredenleri sever. Onların söyledikleri: "Rabbimiz,
günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı
(bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı
yardım et" demelerinden başka bir şey değildi. Böylece Allah,
dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte
bulunanları sever. (Al-i İmran Suresi, 146-148)

|